VANDALİZM - 1


Bu makale 2019-04-25 17:19:13 eklenmiş ve 264 kez görüntülenmiştir.
Doç. Dr. Levent Tuğrul

 

Son yıllarda, ulaşılan arkeolojik buluntular ve gelişen arkeolojik analiz yöntemleri ile geçmiş kültürlere, olaylara ve halklara bakışımız oldukça büyük değişikliklere uğruyor. Bu işin yalnızca teknik yönü. Bir de “bakış açısı” (konsept) yönü var ki, bence teknik olanaklardan çok daha önemli bir öğeyi işaret ediyor. Eskiden de, o çağlara özgü pek çok teknik olanak ve tanıklık eden belge vb vardı, ancak (belli ki) bazı gözler bunları görmek , bazı kulaklar o tanıkları dinlemek istemedi. Çünkü “bakış açıları” ben merkeziyetçiydi ve her türlü değerlendirmeyi, kıstaslarını  yalnız o merkeze koyarak yapmayı yeğlediler. İşin püf noktası burada. Yani değerlendirmelerde öz çıkarlarını esas alanlar, anonim gerçeklerden giderek uzaklaşır; bu kaçınılmazdır.  Dışarıdan bakınca, bir cahillik gibi görünse de, aslında yanlıca basit, sıradan bir menfaatçiliktir. Özet, bu tür menfaatçilikler, giderek cahilliklerin yayılmasına neden olur.

Anonim gerçeklerin temel alınması da, tam tersine, olaylara ve konulara farklı yönlerden, farklı açılardan bakabilmeyi gerektiriyor. İşimize gelse de, gelmese de, amaç gerçekleri kayda almak olunca izlenmesi gereken yöntem böyle olmalı. Bu yüzden yaşamı her yönden bir “taktikler silsilesi” olarak görüp, neye mal olursa olsun, sürekli kazanmaya kilitlenmekle, “stratejik ilkelere” bağlı olabilmek arasında, o hayata farklı nitelikler kazandırıyor. Stratejik ilkelere bağlı kalabilmek bazı çevrelerce entelektüel (Entellekt = akıl) bir lüks gibi görülebilir. Aslında bundan çok daha ötesidir; objektivizm, bilimsellik, yıkıcılık (destruktivlik) yerine yapıcılık (konstruktivlik), hatta mistik alanlarda “mutlak hakikate olan bağlılık” bile stratejik ilkelere bağlılıkla anlaşılabilir kavramlara dönüşür. Kısacası “medeniyet” ve  “insanlık” insanların günlük, sıradan çıkarlarını aşmakla ulaşılabilir hedeflerdir.

Böylece korunan anonim gerçekler (belli bir kişi ya da gruba ait olmasına gerek görülmeyen, tüm insanlığın eseri olan düşünce ve yapıtlar) stratejik ilkelerin temelini oluşturuyor. Bu yüzden öncelikle “Ben..”, ya da en fazla “Biz…” diye başlayıp, “Diğerlerini…” dışlamayan gerçeklere saygı duymak zorundayız. Ancak böylelikle o “Biz..” , “Hepimizi…” kapsar hale gelebilir. Aksi halde çapı giderek daralır ve sonuçta bir “Ben..” noktasında sona ermeye tutsaktır.

Her türlü olumsuzluğa karşın, medeniyet hiç şüphesiz giderek güçleniyor. Bunda bilimsel yöntemler kadar, bilimsel objektivizme tutkun bakış açılarının genelleşmesinin rolü çok büyük. Her türlü bilgi kirlenmesi, medyatik saptırma, ya da delil karartmaya karşın, bilimsel objektivizm, “insanlığın” gerek duyduğu ana yol kayıtlarını daha güçlü oluşturup, korumaya alıyor. Ortaya çıkmaları yalnızca “mekan ve zaman” sorunu haline dönüşmüş durumda. Bu yer yüzündeki tüm imparatorluklardan daha güvenilir, daha adaletli bir geleceği müjdeliyor. Ne yazık ki bu yolun taşları pek çok zaman ve değer kaybıyla döşeniyor. Gerek toplumsal, gerekse de ekolojik açıdan. Gün gelecek “insanlık” insan merkezli (antroposantrik) bakış açısını bile terk etmek zorunda kalacak. Böylece çevreye ve diğer canlılara da daha adaletli yaklaşmanın kendi geleceğini kurtaracağını tartışmasız kabul etmiş olacak.

İlk olarak kimin söylediği belli olmayan, anonim gerçekler arasında olduğu iddia edilen bir söz vardır; “Tarihi kazananlar yazar!” Bu saptamanın,  “boyun eğmeye özendirici” etkisi bile giderek siliyor gezegenimizden. Artık tarihi kazananlar değil, bilim adamları yazıyor. Onların arasında da “kazananlar, ya da kaybetmiş olanlar” sıfatlarını kabul etmeyen, her taraftan sayısız insan yer alıyor. Diğer “küresel” takılı betimlemelerin çok ötesinde, “küresel bir medeniyet” oluşuyor. Bu medeniyette yer alıp, almamak, kişilerin, ya da toplumların tercih şanslarının çok ötesinde bir gereklilik haline geliyor. Değindiğimiz gibi, bu medeniyetin teknik olanaklarını paylaşmak yetmeyecek, bakış açısını da içimize sindirmemiz şart.

Aksi tercihler, cehaletin ötesinde, Vandalizm denen bir toplumsal yıkıcılığı da beraberinde getirebilir.  

       


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA