KURBAĞALAR İLE FARELERİN SAVAŞI


Bu makale 2019-04-11 20:11:26 eklenmiş ve 168 kez görüntülenmiştir.
Doç. Dr. Levent Tuğrul

 

Bazı adlar, kişi olmanın çok ötesinde, belirli bir akımın, bir anlayışın, ya da bilim dalının “efsanevi simgesi” haline gelmiştir. Ardılları tarafından oluşturulan yapıtlar, özveriyle, yalnızca o simgenin belirlediği bir kapsamda var olmayı yeterli görür. Bazen de onlar bunu istemiş olmasalar bile, kamuoyu onları bu kapsamda kayda alır ve özgün bir yer vermez. Örneği tüm kültür ve çağlarda çoktur bu “efsaneleştirme ve simgede eritme” yönteminin. Yunus Emre’ye, Tebrizli Şems’e, Mevlana’ya, İbn Sina’ya, Hipokrat’a, din adamlarına, Einstein’a, İsviçreli Bilim Adamlarına bu yolla atfedilmiş sayısız söz ve yapıta rastlayabilirsiniz. Çağımızda, kişi adları ile özdeşleşen tüm ideolojik yaklaşımlar da bu eğilimden payını yeterince almıştır. Gerçekte o söz, ya da yapıtın gerçek müellifi bilinse bile, pek önemsenmez artık, nasıl algılandığı ön plandadır ve o algılar referans alınarak nakledilir dilden dile.     

“Kurbağalar ile Farelerin Savaşı” adı ile tanınan ve bir “hayvan öyküsü” (fabl) olarak yazılmış olan şiirin de Homer tarafından yazıldığı söylenir. Ünlü “İlyada ve Odisse” epik şiirlerinin müellifi (ya da derleyicisi) olan, İzmirli olduğuna inanmayı sevdiğimiz, “Meles’in oğlu” , “Kör gezgin - şair” Homer’in yazdığı söylenen buna benzer pek çok başka şiir daha vardır. Yukarıda, tırnak içinde verdiğimiz öz betimlemelerinin de doğrudan kendine ait olduğu iddia edilir. Asıl adı “Batrakomyomakya” dır ve gerçek yazıcısının çok daha sonra (İskender döneminde )yaşamış unutulmuş bir şair olduğu daha akla yakın bir savsa da, “Homer’in…” diye tanınıp, yayınlanır. İlyada ve Odisse’ de karşımıza ciddi tarihi, epik bir destan yazarı olarak çıkan Homer bu şiirde hiciv ustası Ezop’a benzer, ki o da Egeli (Lidyalı) dir. Demek ki bu yaşadığımız topraklarda derin kökleri olan bir tarz. Nedenlerini ayrıca incelemek boynumuzun borcu olsun. Biz bu yazı için ikinci baskısı 1888 de Londra’da yayınlanmış olan G. Chapman’ın İngilizce çevirisinden yararlandık.

Gelelim esas konu olan “Kurbağalar ile Farelerin Savaşı” na…

Bir gün farelerin kralı, kedi ile yaşadığı uzun ve çetin bir maceradan sonra yorgun argın, bir gölün kıyısına ulaşır. Kendini toparlamaya çalışırken, onu suyun içinden izlemekte olan kurbağaların kralı “Yabancı!” diye seslenir ve kim olduğunu sorar. Fareler kralı da kendini uzun uzun överek tanıtır. Kurbağa kral altta kalı mı? O da söz alıp kendini över. Sonuçta bu yabancı kralı gölün ortasındaki sarayına davet eder. Fare kral önce şaşkındır, gölü yüzerek geçip, o saraya ulaşması olanaksızdır. Kurbağa kral buna hemen bir çözüm bulur; “Sırtım geniş, adalelerim güçlüdür ve çok iyi yüzerim. Haydi sırtıma bin de seni sarayıma götüreyim!” diye ısrar eder. Fare kral bunu kabul edip, kurbağanın sırtına biner, gölün kıyısından açılıp, saraya doğru yol alırlar. Tam o sırada karşılarına bir su yılanı çıkmaz mı! Kurbağa kral korkusundan sırtındaki fare kralı unutup, hızla suya dalar ve gözden kaybolur. Fare kral suyun ortasında çaresizlikle yakınır, çırpınır ve sonunda boğulup ölür. Olayı kıyıdan izleyen fareler bu duruma çok öfkelenir. Hemen toplantılar düzenler ve durumu tartışırlar. Haklı oldukları ve krallarının intikamını almakta kararlı davranmaları gerektiğine inanmaktadırlar. Sonunda kurbağalara savaş ilan edip, fasülye kabuğundan zırhlarını kuşanıp, göle karşı harekete geçerler. Kurbağalar da bulundukları konumun avantajından yararlanarak, karşı saldırıya hazırlanmıştır. Gölde barış sona erer ve aralarında korkunç ve kanlı bir savaş başlar… İlahlar yüksek bir dağ zirvesinden izlemektedir. Aralarında türlü tartışmalar yaşanır, sonunda olayın savaş ilahının yetkisine girdiğine karar verip, seyirci kalmayı seçerler. Kurbağalarla fareler arasındaki savaş sürer gider.. İlahlar bazen birini, bazen diğerini destekler. Bazen biri, bazen diğeri üstün gelir. Artık göl kan denizine dönmüştür. İlahların başı için gölün önemi, kurbağalar ve farelerden daha fazla olmalı ki, gün gelir bu savaşa bir son vermeye karar verir. Herkes “Acaba hangi tarafı destekleyecek?” diye merak ederken, o, sert zırhları ve keskin kıskaçlarıyla, kurbağalar ve fareler için baş edilemez olan yengeç ordusunu göle sürer. Kısa sürede tüm göl yengeçlerin eline geçmiş, savaş sona ermiştir.

Derler ki göldeki canlılar, yengeçlere leziz yemler olurken, hala kurbağaların mı, farelerin mi haklı olduğunu tartışmaktadır.         


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA