Zamlar Gelmeye Başladı


Bu makale 2019-04-04 15:13:59 eklenmiş ve 317 kez görüntülenmiştir.
Aliye BOZKURT

 

Ülkemiz seçim kargaşasını henüz atlattı ama karmaşalar henüz dinmedi. Birde bakıldı ki hop elektrik %37 zamlanıvermiş. 1 Nisan itibariyle geçerli olacak zam aynı tarihli resmi gazetede de yayınlandı.

EPDK’nın 1.4.2019 dan geçerli olmak üzere EÜAŞ Elektrik Üretim A.Ş. tarifesi belirlendi. Elektrik dağıtım şirketlerine KW saat ücreti 17.2700 oldu. Dağıtım şirketlerinin ise vatandaşlardan kw saat başına alacağı ücret ise 25.4600 oldu toplamda yapılan zamlı tarife % 37 olarak belirlendi.

Vah milletin haline diyebileceğimiz zam yağmurları da başlatılmış oldu. Bakalım bunun arkasından daha nelere zamlar gelecek? Benzinde, motorinde ise gece yarısı zamlarına alıştı millet, dolar ise sarhoş gibi yalpaladıkça olan millete oluyor.

Ülkedeki yaşayan insanlarımızın çok büyük bir bölümü zaten geçim sıkıntısı çekiyor. İşsizlik oranları çok artmış, genç işsizler çok fazla, piyasalarda gıdadan tut her şey ateş pahası alım gücü yok, paranın değeri yok, emeklisi, dar gelirlisi, yoksulu, işçisi, işsizi, her gün çoluk çocuğumu nasıl besleyeceğimin derdindeyken, fiyatların çok aşırı pahalı olması ve yaşamdaki her şeyin paraya endeksli olması nedeniyle insanlar adeta şaşırıp kalmış vaziyetteler denilebilir. bu da insanların psikolojilerini haliyle bozuyor, toplum yapımızda alışık olmadığımız bir çok olaylar yaşanırken, akıl almaz olaylara bile tanık oluyoruz.

İnsanlarda, ne sağlıklı düşünebilecek bir kafa yapısı kaldı, ne de sağlıklı beslenebilecekleri bir ortam. zira sağlığa zararı olan çeşitli katkı maddeleriyle yapılmış ürünlerden tutun da, GDO’lu (Genetiği değiştirlmiş) NBŞ içeren (nişasta bazlı) yiyeceklerden tutun, Hibrit tohumdan üretilmiş tatsız tuzsuz ama görüntüsü güzel sebze ve meyveler, içindeki ne olduğu belli olmayan zararlı katkı maddeleri içeren bir çok gıda maddesi- ürün raflarda ve insanlarımız bunların hepsini de tüketiyorlar. Hatta o kadar çoklar ki denetimler yetersiz kalıyor, artık insanlar neyi yiyeceğine bakmayıp mecburi olarak ucuz olmasına bakarak alım yapıyor, merdiven altı denilen sağlıksız yiyecekler ve ürünler ise denetimsizlikten almış başını gidiyor.

Piyasalardaki ucuzlamayı sağlamaya dönük sübvanse edilme amaçlı ithal ürünlere yönelip, her şeyi dış ülkelerden getirir hale gelişimiz ise ayrı bir konu. Ürünleri getirip piyasalara sürüveriyorlar da, kendi ülkelerinde yasakladığı birçok ürün ve gıda çeşidini bizlere satıyor o ülkeler, bizim insanlarımız da bunları almak durumunda bırakılıyor. Ucuz ve sağlıksız alımlara yönelmek mecburiyetinde kalan toplumumuzun çok büyük bir kesimi var, bu yüzden de birçok insanımız maalesef sağlıklı beslenemiyor, sadece eldeki kıt imkânlarıyla karnını doyurabilmenin savaşını veriyor...

Yerli üretim ve geleneksel metotlarla beslenebilmek tabi ki en güzeli ancak gelin görün ki yerli üretim mi kalmış ülkemizde, küçük çapta aile tarımı yapmak durumundaki çiftçilerimizin bile borç gırtlağına kadar gelmiş, gübresi, mazotu, ilâcı, tohumu ve diğer girdi maliyetlerinin hepsi çok pahalı, çoğu ithal olduğu için dolarla olunca kur her arttığında fiyatlara yansıyor böyle olunca geçimini tarım ve çiftçilikle yapanlar da düşünüyorlar, halimiz ne olacak diye. Ekilebilir alanlarımızın azalması, ürün taleplerindeki daralmalar da bu yüzden, üretilebilenlerde nakliyesinden tutun, diğer bütün kalemleri eklenince fiyatlar uçup ortaya kara bir tablo çıkıveriyor.

Tarlasına eken üretici de kazanamıyor, tüketenlerde bu pahalılık ne olacak, önlemler nasıl olacak da millet sofrasına yiyeceği gıdasını alabilecek, sağlıklı beslenebilecek diye kara kara düşünüyor…

Bizim ülkemiz ise, giderek yoksul ve muhtaç insanları çoğaltacak bu düzendeki ekonomik çizgisini ısrarla sürdürüp, üretimin yok denecek kadar azaldığı, insan gücünü ve insan emeğini yok pahasına kullanan, insanların her alandaki ihtiyaç ve gereksinimlerini görmeden yok sayıp, hayatın bütün nimetlerini ve imkânlarını sadece ayrıcalıklı zümrelere sunacak bir şekilde yürütülüyor, fakir ve yoksul insanların hayatlarını adeta görmezden gelip taşeron sistem denen sistemlerle, paranın efendilerine, sermayenin insan öğütücü, acımasız çarklarında ezilmeye göre programlandırıp ona göre bir yaşam modeli sunduğu için, daha çok iç acıtan ve yürekleri kanatıp, burkan olayları da göreceğiz maalesef...

“Durup şöyle bir baktım, gördüklerim uzaktan mı adamdılar, yoksa adamlıktan mı uzaktılar şaştım kaldım” diye bir söz vardır ya o misal, kimin ne yaptığı karmakarışık olmuş bir düzen sürüp gitmekte…

Osmanlı döneminde bile Narh denen bir denetleme varken,1980’lerde başlayan serbest piyasa ekonomisi üreticiyi de, tüketiciyi de korumasız bırakan bir şekilde başlatıldı ama günümüzde güçlünün güçsüzü ezdiği acı bir şekilde yapılıyor. Aracı firmalar cebini doldurmaya bakıp başkada bir şey düşünmüyor. İran’dan karpuz, patates vs., Kosta Rica-Kavun, İspanya-Marul, İtalya-Ispanak, Çin-Sarımsak, Şili-ceviz, Sri Lanka-çay, Irak-yumurta gibi ve daha sayamayacağım bir çok ülkeden gelen sebzeler, meyveler ve canlı hayvan et ve et mamullerinden tutun diğer bütün ithal edilen gıda ürünleri var. Çoğu pazara çıkan insanların bakıp ama alamadığı birçok gıda maddesi var maalesef ama kazananı tüketici değil…

Tanzim satış sistemi ya da zincir marketlere 4054 S. kanunun 4. ve 6. mad. ihlâli var mı diye getirilen önlemler ise cılız kalınca, piyasalardaki artışlar hız kesmiyor.

İnsanlar geçim derdi düşünmekten bıktı. Geçmedikleri, kullanmadıkları köprülerin, otoyolların, tünellerin paralarını dolaylı ya da dolaysız vergilerle ödüyor. Sağlıkta da durum aynı, sağlık bile paralı, acillerden tutun diğer bütün sağlık alanlarında da katkı payları hep var, sosyal güvenlik primini ödeyemeyenlere sağlık hizmeti, duruyor, kısaca ülkede paran varsa her şey var, yoksa halin harap…

Parası olanlar için hayat güzel ve kolay, ama olmayanlar için ise hayat çok zor. Zira her şey parayla satın alınır olmuş. Eğitim, sağlık, harçlar, hurçlar, katkı payları, yani kısacası hayatın gereksinimi olan her şey parayla alınır olmuş. Motorin, benzin, dolar vs. ise gece yarısı zamları ile piyasa rakamlarını devamlı yukarılara taşımakta, onlar yükseldikçe yaşam için alınan nefesler de giderek daralıyor, sistemden beslenenler ise kazandıkça kazanıyor.

Ödemelerine bile yetişemeyen insanların kıt maaşlarıyla mecburen gıdalarından bile kesmek zorunda kaldıkları acı bir durum var.

Memleketin hali malûm da, asıl bu üzücü durumların düzeltilebilmesi için neler yapılıyor, ya da yapılacaktır işte en önemlisi de budur!.

Sosyal devlet kavramında, eğitim, sağlık, ulaşım hizmeti olarak verilmesi gereken şeyler dahi para ile olan günümüzde toplumun öncelikli ihtiyaçlarının, hayatını idame ettireceği insani şartlarının, sosyal adaletle ve hakkaniyetle yapılması şarttır.

Toplumsal menfaatlere dönük kalıcı çalışmalar mutlaka olmalıdır. Dertten, sıkıntıdan inleyen insanların değil, mutlu, geleceğe umutla bakabilen bir toplum yapısı mutlaka oluşturulmalıdır.

 


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA