KEŞKEDEN BÖYLE OLMASI GEREKİYORMUŞA BİR YOLCULUK


Bu makale 2019-03-14 22:54:09 eklenmiş ve 211 kez görüntülenmiştir.
NURAY ÇETİNGÖZ

 

Keşkeyi bir zamanlar çok dolamıştım dilime, bir de üstüne “içim şişti” deyip dururdum. Yol arkadaşım, ilk öğretmenim dedemi de yolcu etmiştim. Yalnızdım yolumda elimde dedemden aldığım, ne öğrendiysem nimet kalan bilgilerimle… Sonrasında bir tek soru ile yola çıktım inanılmaz şahsıma özel sırdaş sorum ile… Zaman kavramı yoktu, o da bendim ne olacağını ben de bilmiyordum… Aynadaki kendime de sık sık soruyordum. “Bu hayat benim ya böyle karşımda durup ah ile vah ile yaşamını geçirirsin, ya da yanımda benimle yürürsün”   Sorularımı seviyordum çünkü cevapları çok güzeldi. Ben bu soruları sorayım diye mi yaşandı bunca şey? Evet.

Ne tesadüf kaldı, ne keşke… İyi ki, İyi ki diye dolanıp durdum bir müddet… Ya sonra…

Önceliği olanlar oluyor sanıp olması gerekenleri yaşadığını anladığın zaman bakış açının değiştiğini de anlıyorsun. Ben yaptım, ben yaparım dediğin her şey aslında belli bir zaman önce olmasını çok istediğin olaylar. Yani isteyip unuttuğun, o zamanlar da kendin için istediklerinin evrenin ve bütünün içinde diğer kişilere yer ve olaylara uygun olmayışından kaynaklanan, senin aklında ise neden olmuyor? Dediğin kafa tutuşlar… Zamanı geldiğinde bütünün içinde uygun yer bulduklarında başka kişiler başka olaylar ile benzer şekilde tekrardan karşına çıkar. Buna evlilik, eğitim, iş hayatı, ailevi koşullar, arkadaşlar ve maddi kaynakların yanı sıra maneviyat da dâhildir. Görevi olan tüm kişiler etrafında görevlerini yapmak için sıralanırlar. Görevlerini yaparlar kalırlar veya giderler. Seninde onlara karşı görevin vardır. Farkındalığın varsa susarsın, görev biter yol ayrımında sevgi ile titreşenler birleşir. Maddiyat ile sözleşme yapanlar ayrılır. Ruhsal yolculuk sevgi ile çalışır. Sıfır beklenti, Umut devrededir bundan böyle iç dünyandaki saf enerji…

Anlam veremediğin, sen anlayana kadar devam eden olaylar akışında “neden aynı şeyleri yaşıyorum?” der durursun. Sonrasında “deneyimliyorum” dersin. Ve bir gün “farkındayım şimdi eğrisi doğrusu” yok deyip çözümleyip “böyle olması gerekiyormuş” da buluverirsin kendini…

Bizler dünya üzerinde yaşamaya gelmiş canlılar arasında akıl verilmiş, adı insan olmuş yaratılmışlarız, var edilmişiz, üremişiz… Yaşadıkça öğrendiklerimizle kendimize bir yol çizip hayatımızı sürdürme çabasına girmişiz. Bu sırada sadece dünya üzerindeki maddiyat ve görsellikte kalmayıp, “maneviyatta neler oluyor?” diye sorgulamaya başlamakla iç yolculuğun kapılarını aralamışız. Atalarımızdan başlayıp sonunda kendimize kadar gelmişiz. Ve susmuşuz… İçimize yönelmeyi seçmişiz… Ve sadece bizi anlayanlarla konuşmayı tercih etmişiz. Hiç kimselere bir şey demeden kırmamayı seçip, kırılmamayı öğrenme yolunda devam etmişiz.

Akıl susmuş ruh konuşmaya başlamış. Yaş kemale mi ermiş? Oysa akıl yaşta değil baştadır. Kendine yolculuğun bir zamanı yoktur. Olması gereken zamanda olur. Biraz çaba istediği doğrudur. Bu sırada hem dünyada hem de iç dünyamızda kalmak başlarda biraz zorlasa da sonrasında, farkında olarak yaşamanın tadı bir içim su…

Kayıtlarımızda mevcut olan levh-i mahfuz dediğimiz öz kayıtlarımızdaki temiz bilgilerimizi sadece kendi yolculuğumuzda kendimiz bulabiliriz… Nereden nereye keşkeden çıktık yola… İyi ki de mola verdik, Böyle olması gerekiyormuşa geldik diyebiliyor muyuz?

Sevgi ve Umut ile…


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA