BIRAKIN KADINLIĞI


Bu makale 2019-03-07 21:18:54 eklenmiş ve 284 kez görüntülenmiştir.
Çiğdem Adalı

 

32 yaşında sıradan hayatı olan bir kadındı… Diğer birçokları gibi hayatını idame ettirebilmek için çalışıp, para kazanmak zorunda olanlardan… Keyif yapabilecek lüksü yoktu… Her asgari ücret ile çalışan gibi karnı tok, sırtı pek olsun diye çalışmaya çalışıyordu… Bazen iş yerinde yaşadığı taciz ya da mobingler gözünü döndürüp işten ayrılma noktasına getirse de, ülke böylesine ekonomik krizdeyken başka bir iş bulabilmek zordu…

Kör topal bir ilişkisi vardı… Hayal ettiği aşkı bulamamıştı ama arada bir hatırını soran, gönlünü alan bir sevdiği vardı… Çevredekilerin “ İlişkin var mı?” diye sorulduğunda “var” denilsin diye, yalnızlığa inat yaşanan bir ilişkiydi… Çünkü kadının hayatında bir erkek yok ise kusuru var demekti… Öyle öğretilmişti…

Bir gün geldi regl olmadı genç kadın… Bedeninde ki hormonal düzen, bir sebepten şaşmıştı… Her kadın gibi aklına önce hamilelik geldi… Başta “yoktur öyle bir şey, dikkat ediyorum sonuçta” diyerek üstüne düşmedi durumun… Birkaç gün daha bekledi ama yine yok…  Eczaneden bir test aldı… Test sonucu geçersiz çıktı… Ertesi gün bir test daha yine geçersiz…

Zaman hızlıydı… Beklemiyordu hiç kimseyi, akıp gidiyordu kendi istediği gibi… Vaktinin daraldığını hissetti kadın… Vakti ile birlikte içi de daraldı… Hemen doktorundan randevu aldı… Gerekli muayene yapıldıktan sonra doktor şu açıklamayı yaptı… “Evet, bir şey var… Bu gebelikte olabilir, erken menopoz da”…

Zihni karma karışık olmuştu kadının… Henüz 32 yaşındaydı… 32 yıl boyunca kadınlığı ile ilgili her an omuzlarında hissettiği toplumsal baskı, ona erken menopoz olarak dönmüştü… Ruhunu yaşlanmış hissetti bir anda… Düşleri geldi aklına… Her gece hayalini kurduğu, aşk ile yapılmış bir evlilikten çocuğu olmayacaktı… Hatta bir daha hiçbir duygu ile yapılmış bir çocuğu da olamayacaktı artık… Sanki kadınlığı, elinden alınmış gibi hissetti… Ne de olsa anne olmayan saygı görmüyordu…

Doktorun tahlil sonuçları çıkmadan önce diğer öngörüsü ise gebelikti…

Düşündü kadın… Erken menopoz korkusunu hissetmiş bir kadın olarak, bir daha hamile kalamama ihtimali olduğunu da farkındaydı artık… Ne de olsa hayatın ne zaman ne yaşatacağı belli olmuyordu… Eğer çocuk var ise evlenmeliydi ama sevgilisinin de, en azından bu ara evlenmek gibi bir düşüncesi yoktu… Bunu çok iyi biliyordu… Varsın o, olmasın ben yeterim evladıma dedi… Dedi ama hamileyken çalışması biyolojik olarak çok yorucu ve zordu… Üstelik birçok iş yeri hamile personeli işten çıkarıyor ya da doğum izni için ayrıldıktan sonra geri almıyorlardı… Doğumdan sonra başka bir iş bulsa çocuğunu yine sorun olarak görecekti, iş yeri sahipleri… Evladı hastalansa izin almakta zorlanacak, kendi hasta olsa ilerde evladı ile ilgili bir sorun olursa o zaman izin kullanırım diyerek kendi bedenini zorlayacaktı… Bir de o, çalışırken çocuğuna bakacak biri lazımdı… Bunun için ne bir akrabası ne de bu kadar güvenebileceği bir yakını vardı… Bakıcı tutmak istese, asgari ücret ile kendi zor geçinirken başkasına ödeme yapmak imkânsızdı…

Sadece maddiyat değil bu işin bir de manevi yönü vardı… Toplum baskısını daha kuvvetli hissedecekti üzerinde… Evli olmadan hamile kaldığı için zihni kirli insanlar, kendi kirlerini bakışları ile ona yansıtacaklardı… Belki de yaşadığı ili bile değiştirmek zorunda kalacaktı…

Sonun da “oofff be yeter! Menopoz ise menopoz, gebelik ise gebelik! Ne gerekiyorsa onu yaşayacağım!” dedi kendi kendine… İçindeki kudreti farkına varmıştı bir anda…

Tam o sırada 8 Mart’ın yaklaştığı şu günlerde gazete ilanları, televizyon reklamları, çeşit çeşit afişler takıldı gözüne… Hepsinde, sözde onun iyiliği için bir şey yazıyordu…

Çay, kahve içilip kadın haklarını anlatan etkinlikler (sanki kendi bilmiyormuş gibi)… Sözüm ona kadını mutlu etmek için düzenlenen geziler (sanki emekçi kadının iş yerinden geziye gitmek için izin alabilme lüksü varmış gibi)… Kadın güzeldir, kadın akıllıdır, kadın başarılıdır safsataları… Onu mutlu etmek için ona şunu alın, bunu alın ilanları…

Okuduklarını hızla beyninde süzdü… Teoride tüm bunlar tamam da, pratikte öyle değildi yaşam ve bir an da düşüncelerinde boğulurken bağırdı kadın!

“Bırakın kadınlığı! İnsanım ben insan! Bana, kendim olabilme, kendi istediğim hayatı yaşayabilme imkânını verin yeter!”


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA