FASÜLYE FELSEFESİ – 2


Bu makale 2019-03-07 21:18:30 eklenmiş ve 333 kez görüntülenmiştir.
Doç. Dr. Levent Tuğrul

 

Dahi bile olsalar, insanların bilinçaltında gizlenerek yaşayan “çözümsüz bazı denklemlerin”, yeri ve zamanı geldiğinde su yüzüne çıkıp onları “en ölümcül şekilde” güdebildiğinden söz diyoruz. Bu ender bir olay değil, doğal ve sandığımızdan sık yaşanıyor. Ünlü “Terkib-i Bent” şiirinde Ziya Paşa, “Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim, gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzerinde” (Gökte yıldız arayarak dalgın dalgın yürüyen nice toy kahin, yolu üstündeki kuyuyu görmez… Ve tabii ki içine düşer) derken bundan söz ediyor. Bu beyitte ima edilenin de Pisagor kadar dünyaya yön vermeyi başarmış olan Efesli filozof ve bilim adamı Tales olduğu kayıtlı öykülerde. Neredeyse ölecekmiş düştüğünde. Ama o düştüğü kuyudan sağ çıkıp, hayat yolunda aynı şekilde yürümeyi sürdürmüş. Toyluğundan mı? Hiç birimiz Pisagor, ya da Tales’in “toy kâhinler” olduğunu söyleyemeyiz. Bu komik olur. Günümüzde “zekâ” nın farklı alanları olduğu kabul görüyor. Bu açında bakıp, “Belki matematik zekâları (IQ) çok yüksek, ancak duygusal zekâları (EQ) “çocuk kalmış” denebilir. Bu bir olasılıktır. Ama neden? Önemli olan da budur zaten.

Doğayı, dünyayı, evreni, toplumu, bireyleri en ince ve saklı gerçekleri ile çözümlemeyi başaran dahi beyinleri, iş kendilerini anlamaya gelince çalışmamış mı? Ben buna pek olasılık veremiyorum. Daha çok, kesinlikle farkında oldukları “duygularıyla” toplumsal algı ve kabuller arasında derin farklılıklar olduğunu düşünüyorum. Dahilerin (bilim adamı ve filozoflar gibi, sanatçıların da) genellikle “marjinal kişiler” oluşu sanırım bu yüzden. Her insanın içinde canlı, ya da bitkisel hayata zorlanmış bir yaratıcılık olduğunu anımsarsak, tüm insanların da bu dertten muzdarip olabileceğini görürüz. Dâhilerin dâhiliği, bence bu potansiyeli eyleme çevirecek kadar yürekli oluşlarından ortaya çıkıyor, bir de hayat şartlarının buna el vermiş olmasından… Kısacası yaratıcılık yetisi, insanları yıldız avına çıkartırken, bilinçaltının derin bir noktasında, bazı duygularının çocuksu kalmasını “umursamamalarına” yol açabiliyor. Aslında bu tercih de çok büyük bir yüreklilik gerektirir. Pisagor’un “sihirli fasulyeleri” kadar, Tales’in yolu üstündeki “kuyulara aldırmaması” böyle de açıklanabilir.

Hep şöyle düşünmüşümdür; “Her insanın hayatında başarmış olduğu yaratıcı işlere bakılmalı önce. Ve bunları başarabilen insanların çocuksu kalmış yönleri nedeniyle, kolayca yönetilebileceklerini sanmamak gerekir!”. Bu özellikleri, bu tür insanların zayıflığı, yetersizliği değil, tercihleri oluyor genellikle. Toplumun ve birlikte yaşadıkları bireylerin tüm baskısı, tüm istismar denemelerine karşın, onlar içlerindeki “bazı değerleri” çocuk masalları gibi korumayı yeğliyorlar. Kimi o masalları gün ışığındaki hayatlarında, kimi de düşlerinde simgeleştirir. Hatta bunlar zamanla takıntı, ya da komplekslere bile dönüşebilir. K.G. Jung’un “İnsan ve Sembolleri” nde ele alıp incelediği semboller gibi bir değere sahip olmalı “Pisagor’un sihirli fasulyeleri” de. Bu durum bazen yaratıcılıklarında yararlı olabilir, bazen de kuyulara düşmelerine, ya da son bir karar noktasında (Pisagor gibi) ölümlerine. Ancak onlar her iki durumda da mutlu kalır, ya da eminim ki mutlu gider. Çünkü tercihlerini yaşayabilen insanlar daima mutludur…

Hiç düşündüğünüz, yaptığınız, sonunda hayatınızı bile alt üst etmiş olan bir tercihinizi anımsayıp, “Ne var yani? Şöyle, ya da böyle, o benim özgür tercihimdi!” dediniz mi? Demediyseniz, bunu ilk fırsatta deneyin. Özellikle hayatınızın akışını gözden geçirirken. İnsana ne denli bir rahatlık ve güç verdiğine şaşırabilirsiniz. Çünkü bu sizi anında “edilgenlikten, etkinliğe geçirip, özgüveninizi pekiştirecektir”. Çok ağır bir hata bile olsa.

Pisagor’un bir diğer özelliği de “ruhun ölümsüzlüğüne ve her varlığın tekrar tekrar hayata döndüğüne” (reenkarnasyona) olan inancıydı. Eğer kendi açısından bu inancı doğruysa ve bir yerde o “fasulye tarlası” kıyısında, fasulyeleri ezmemek için düşmanlarına teslim oluşundan hiçbir pişmanlık duymayacağından eminim. Bunu reenkarnasyonu beklemeden, yaşadığımız hayatta da yapmamış daha da doğru olur.

Hepimizin, zaman zaman, bilinçaltımızdaki “sihirli fasulyeleri” sayıp bunların anlamını ve hayatımızdaki yerini düşünmesi gerekiyor…


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA