TOPLUMDA ANA GÜNDEM GEÇİM


Bu makale 2019-02-28 15:32:59 eklenmiş ve 239 kez görüntülenmiştir.
Aliye BOZKURT

 

Ülkemizdeki genel duruma bakacak olursak, bir yandan ekonomik gidişattaki sarsıntılı gidişat, öteki tarafta ise yaklaşan yerel seçimlere doğru giderek hız kazanan koltuk kavgalarının alevleri her bir yanı saran görüntüleri ve tartışmaları gırla gidiyor…

İnsanlar bıktı vallahi, ayıp yani, Saltanat, makam, koltuk merakı ne berbat bir tutkudur ki o koltuklara yapışanların hepsi de bir türlü oraları bırakmak istemiyor, millet geçim derdinde onlar seçim.

Ülkedeki yaşayan insanlarımızın çok büyük bir bölümü geçim sıkıntısı çekiyor, işsizlik oranları çok artmış, emeklisi, dar gelirlisi, yoksulu, işçisi, işsizi, her gün çoluk çocuğumu nasıl besleyeceğim derdindeyken, fiyatların aşırı pahalı olması ve yaşamdaki her şeyin paraya endeksli olması nedeniyle adeta şaşırıp kalmış vaziyetteler denilebilir, bu da insanların psikolojilerini haliyle bozuyor, toplum yapımızda alışık olmadığımız birçok olaylara bile tanık oluyoruz.

“Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur ”düsturunu öğretilerdi bu topluma, âmâ gelin görün ki artık insanlarda, ne sağlıklı düşünebilecek bir kafa yapısı kaldı, ne de sağlıklı beslenebilecekleri bir ortam, zira sağlığa zararı olan çeşitli katkı maddeleriyle yapılmış ürünlerden tutun da, GDO’lu yiyecekler, Hibrit tohumdan üretilmiş tatsız tuzsuz ama görüntüsü güzel yiyecekler, içindeki ne olduğu belli olmayan birçok gıda maddesi ve ürün raflarda ve insanlarımız bunların hepsini de tüketiyorlar, hatta o kadar çoklar ki denetimler yetersiz kalıyor.

İç pazardaki artışlarda sübvanse edilme amaçlı ithal ürünlere yönelip, her şeyi dış ülkelerden getirir hale gelişimiz de ayrı bir konu, onların kendi ülkelerinde yasakladığı birçok ürün ve gıda çeşidi bizlere satılıyor ve bizim insanlarımız da bunları alma durumunda bırakılıyor. Ucuz ve sağlıksız alımlara yönelmek durumunda kalan toplumumuzun çok büyük bir kesimi var, bu yüzden de birçok insanımız maalesef sağlıklı beslenemiyor, sadece karnını doyurabilmenin savaşı veriyor...

Yerli üretim ve geleneksel metotlarla beslenebilmek tabi ki en ideali, ancak gelin görün ki yerli üretim mi kalmış ülkemizde, küçük çapta aile tarımı yapmak durumundaki çiftçilerimizin bile borç gırtlağına kadar gelmiş, gübresi, mazotu hepsi pahalı onlar da kara kara düşünüyorlar, halimiz ne olacak diye.

Bizim ülkemiz ise, giderek yoksul ve muhtaç insanları çoğaltacak bu düzendeki ekonomik çizgisini ısrarla sürdürüp, üretimin hemen hemen yok denecek kadar azaldığı, insan gücünü ve insan emeğini yok pahasına kullanan, insanların her alandaki ihtiyaç ve gereksinimlerini görmeden yok sayıp, hayatın bütün nimetlerini ve imkânlarını sadece ayrıcalıklı zümrelere sunacak bir şekilde yürütülüyor. Yok ve yoksul insanların hayatlarını adeta görmezden gelip taşeron sistem denen sistemlerle, paranın efendilerine ve sermayenin insan öğütücü, acımasız çarklarında ezilmeye göre programlandırıp ona göre bir yaşam modeli sunduğu için, daha çok iç acıtan ve yürekleri kanatıp, burkan olayları da göreceğiz maalesef...

İnsanlar geçmedikleri, kullanmadıkları köprülerin, otoyolların, tünellerin paralarını dolaylı ya da dolaysız vergilerle ödüyor. Sağlıkta da durum aynı, randevu için açılan telefon bile paralı, acillerden tutun her adımda diğer sağlık alanlarında da katkı payları hep var, para elden alınmadığı, maaşlardan kesildiği için gözden kaçıyor ama ödeniyor.

Parası olanlar için hayat güzel ve kolay, ama olmayanlar için ise çok zor, zira her şey parayla satın alınır olmuş, eğitim, sağlık, harçlar, hurçlar, katkı payları, yani kısacası hayatın gereksinimi olan her şey parayla alınır olmuş. Motorin, benzin zammı ise gece yarısı zamları ile piyasa rakamlarını yukarılara taşımakta.

Ödemelerine yetişemeyen insanların giderek gıdalarından kesmek zorunda kaldıkları bir durum var.

Memleketin hali malûm da, asıl bu üzücü durumların düzeltilebilmesi için neler yapılıyor, ya da yapılacaktır işte en önemlisi de budur!.

TV lerde pırlanta ve Rezidans reklamlarının çokluğu dikkatinizi çekmiştir. O evleri bizim vatandaşlarımız değil almak yanından geçemez, Arap ülkelerinin zenginleri alıyorlar, giderek yabancılar bizim ülkemizdeki bu alanlarda çok arttı, Piyasa rakamları da onlara göre işletildiğinden vatandaşlarımız başını sokacak bir ev hayalinden bile vazgeçmiş durumda değimli, kiralara bile yetişemeyen insanlar evi nasıl alsın, gıdalarda ve yaşamsal ürünlerde bile birçok vergiler varken pırlantada olmaması da ayrı bir konu değil mi?

Toplumun öncelikli ihtiyaçlarının ve hayatını idame ettireceği insani şartlarının, sosyal adaletle ve hakkaniyetle yapılması şarttır.

Toplumun menfaatlerine dönük kalıcı çalışmalar mutlaka olmalıdır ki toplum yapısı bozulmadan gelecek nesillere yol açılabilsin.

Dertten, sıkıntıdan inleyen insanların değil, mutlu, geleceğe umutla bakabilen bir toplum yapısı oluşturulup refah düzeyi yüksek bir ülke olabilmemiz sağlanmalıdır.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA