25-26 Şubat Hocalı katliamı!


Bu makale 2019-02-28 15:29:36 eklenmiş ve 306 kez görüntülenmiştir.
Hulusi ŞENEL

 

TÜRKLERE SOYKIRIMCI DİYENLER HOCALI KATLİAMLARININ HESABINI VERSİNLER!

 

“ Hocalı'da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet gördüklerini şöyle anlatıyordu: Pek çok savaş gördüm, hikâyesini dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim, ama Hocalı'daki gibi bir vahşete kimse tanık olmadı."

 

Sevgili okuyucular,

İnsanlarda biraz Tanrı-Allah korkusu, biraz ahlâk, biraz vicdan, biraz insan sevgisi olsa başkalarını soykırım-katliam yapmakla suçlarken kendi geçmişine bakarak konuşmalı.

Haçlı zihniyetli batılıların ve Sovyetlerin kışkırtmalarıyla tebaası oldukları ve rahat bir yaşama sahip iken Osmanlı Türk imparatorluğuna isyan eden Ermeni kasaplar, Anadolu’da yüzbinlerce Türk’ü ve Müslümanı katletmişlerdi. Bu katliamlar tabii ki karşılıksız kalmadı. İşledikleri suçların cezasını çarpışmalar sırasında çektiler.

Bugün Türkiye’yi soykırım yapmakla suçlayan Ermeni canileri, insan kasabı çeteler daha dün diyeceğimiz bir tarihte 25-26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan-Hocalı’da katlettikleri insanları, işledikleri cinayetleri görmemezlikten gelmekteler.  Ve bu Ermeni katiller 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere binlerce sivili acımasızca öldürdüler-katlettiler.

25-26 Şubat arası güçlü silahlarla donatılmış Ermeni katiller Albay Zarvigarov komutasındaki 366'ncı Rus Motorize Alayının desteğiyle Hocalı'ya saldırarak yakın  tarihin en vahşî katliamlarını yaptılar. Ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da insanların canlı canlı kafa derilerini yüzdüler, Hızar makinelerinde insanların diri diri kol ve bacaklarını kestiler.

Görenlerin verdikleri bilgilere göre, gözü dönmüş canilerden biri katliam sırasında bir ağaca bağladıkları hamile bir kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkartıyor, öbürü de kasaturasını kadının göğsüne saplıyor.

Bir başka yerde de katiller futbol maçı oynarlarken, kestikleri iki Azeri kadının başlarını kale direği, bir çocuğun kestikleri başını da top yaparak oynuyorlar.

.......

 

ERMENİ DOKTOR BAKIN YAPTIĞI İŞKENCEDEN NASIL ZEVK ALIYORMUŞ!

Katliamların içinde yer alan Dr. Zori BalayanRuhumuzun Canlanması adlı kitabında o dönemde Azerbaycan Türklerine karşı işlenmiş olan soykırım suçlarından birinden şöyle bahsediyor:

“ Biz arkadaşımız Haçatur'la bir eve girdiğimizde askerlerimizin 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilediklerini gördük. Türk çocuğunun bağırış çağırışları çok duyulmasın diye, Haçatur çocuğun annesinin kesilmiş memesini çocuğun ağzına soktu. Daha sonra bu 13 yaşındaki çocuğun başından, sinesinden ve karnından derisini ben soydum. Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından öldü. İlk mesleğim hekimlik olduğuna göre, Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi rahatsız hissetmedim. Haçatur daha sonra ölmüş Türk çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve köpeklere attı. Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Ben bir Ermeni vatansever olarak görevimi yerine getirdim.”

........

 

TÜRKİYE HOCALI KALİAMLARINI SOYKIRIM OLARAK TANIMALI

Bu arada İzmir'de 40 sivil toplum örgütünün bir araya gelerek oluşturduğu “ Hocalı'ya Adalet Platformu “ na üye sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, Hocalı katliamının 22. yılı dolayısıyla Azerbaycan Türk Kadınlar Birliği Başkanı Tenzile Rüstemhanlı'nın da katılımıyla İzmir’de basın toplantısı düzenledi.

 

Platformun sözcülüğünü üstlenen Kenan Doğan, Hocalı'da yaşananların, Azerbaycan dışında Meksika, Pakistan, Kolombiya, Çek Cumhuriyeti, Bosna-Hersek ve Peru tarafından "soykırım" olarak tanınmasına karşın Türkiye'nin henüz bu yönde bir karar almadığı söyledi.

“Hocalı'da can veren Azerbaycan Türk'ü kardeşlerimizin tek suçu, Müslüman ve Türk olmalarıdır“ diyen Doğan sözlerini şöyle bağladı;

- ‘ İki devlet bir millet ' olan Türkiye ve Azerbaycan arasındaki tarihi kardeşlik bağları ve Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ' Azerbaycan'ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir ' sözleri doğrultusunda, Azerbaycan Türklerinin acısını paylaşmak ve Türkiye'de bu konuda hassasiyet içinde olan milyonlarca vatandaşımızın beklentilerine cevap vermek adına somut adımların atılması elzemdir." 

........

 

BATI BASINI KATLİAMLARI ANLATIYOR

Krua l'Eveneman Dergisi (Paris), 25 Şubat 1992 tarihi:
-Ermeniler Hocalı'ya saldırmıştır. Bütün dünya vahşice öldürülmüş cesetlere şahit oldu.
Azeriler binlerin öldüğünden bahsediyor.

Financial Times Gazetesi (Londra) 9 Mart 1992 tarihi:
-Ermeniler Ağdam'a doğru giden orduyu kurşun yağmuruna tutmuştur. Azeriler 1200 kadar ceset saymış. Lübnanlı bir kameraman, ülkesinin zengin Ermeni Taşnak lobisinin Karabağ'a silah ve asker gönderdiğini onaylamıştır.
Times Gazetesi (Londra) 4 Mart 1992 tarihi:
-Birçok insan çirkin hale getirilmiş, masum kızın sadece kafası kalmış.
İzvestiya Gazetesi (Moskova) 4 Mart 1992 tarihi:
-Kamera kulakları kesilmiş çocukları gösterdi. Bir kadının yüzünün yarısı kesilmişti.
Erkeklerin kafa derisi soyulmuştu.
Le Monde Gazetesi (Paris) 14 Mart 1992 tarihi:
-Ağdam'da bulunan basın mensupları, Hocalı'da öldürülmüş kadın ve çocuklar arasında kafa derisi soyulmuş, tırnakları çıkarılmış üç kişi görmüşler. Bu, Azerilerin propagandası değil bir gerçektir.
İzvestiya Gazetesi (Moskova) 13 Mart 1992 tarihi:
-Binbaşı Leonid Kravets: '' Ben kendim tepede yüze yakın ceset gördüm. Bir erkek çocuğunun kafası yoktu. Her tarafta işkenceyle öldürülmüş bayan, çocuk ve yaşlılar vardı.''
Amerikalı gazeteci Thomas Goltz:

-Fotoğrafçı arkadaşım öyle etkilenmişti ki fotoğraf çekebilmesi için kendisini objelerin üzerine doğru itmem gerekiyordu. Cesetler, mezarlar, evet hepsi mide gerektiriyordu. Ama olanları anlatmak, dünyaya duyurmak gerekliydi. Bazı cesetleri tanımaya çalıştım ama yüzlerinden vurulanlar, tanınmayacak halde olanlar vardı. Bazılarının kafa derileri yüzülmüştü.''

 

Hocalı katliamına tanık olan ve daha sonra Beyrut'a yerleşen Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan,'For the Sake of Cross' (Haçın Hatırı İçin) isimli kitabında (Sayfa: 62-63) vahşeti şöyle anlatıyor:

''...Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı'nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hala yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar… ”

Hocalı'da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet gördüklerini şöyle anlatıyordu:

" Pek çok savaş gördüm, hikâyesini dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim, ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmadı."

 

*  *  *

 

VE ERMENİSTAN SOYKIRIM YALANINI DÜNYAYA İNANDIRMAYA ÇALIŞIYOR !.

 

 “ Rus, Amerikan, İngiliz ve Fransız Arşivlerindeki  tüm belgeler soykırım  iddialarını yalanlarken, Ermeni Diasporası önümüzdeki 24 Nisan’da yine ortaya çıkacak ve Türkleri soykırım yapmakla suçlayacak. “

1915 Tehcir olaylarını soykırım olarak Kabul eden Ermenistan ve Ermeni Diasporası, soykırım yalanını hem dünyaya inandırmak hem de Türkiye’ye kabul ettirmek için durmadan çalışıyor. Bu çalışmaların arkasında sözde soykırımda ölenler-öldürülenler için büyük tazminat ve Türkiye’deki Ermeni mallarının iadesi ile Doğu Anadolu’nun Ermenistan’a verilmesi gibi talepler var.

Nitekim Erivan’da Ermenistan, Karabağ ve Diaspora hukukçularının katıldığı “İkinci Tüm Ermeni Hukukçular Forumu”nda alınan kararda Ermenistan devlet başkanı Sarkisyan şöyle diyor;

Ermeni soykırımının uluslararasında tanınması, kınanması ve sonuçlarının ortadan kaldırılması her zaman için gerekli olacaktır. Ermeni Devleti var oldukça bu tarihi gerçeği reddetmek ve unutturmak için tüm çabalar başarısız olmaya mahkûmdur. Bu insanlığa karşı en büyük suç şeyden önce ve ilk olarak bizzat Türkiye tarafından tanınmalı ve kınanmalıdır.

Bu açıklamadan anladığımıza göre, tehcire uğramış Ermenilerin torunlarına tazminat ödenmesini, kiliseler dâhil, el konulan Ermeni mallarının iade edilmesi ve Türkiye’den Ermenistan’a toprak verilmesi isteniyor.

…….

 

FANATİK ERMENİ DİASPORASI YALANCIDIR

Bilindiği üzere 24 Nisan,  sözde Ermeni Soykırım yalanlarının her yıl tekrarlanarak önümüze temcit pilavı gibi konulduğu gün...  Fanatiklerden oluşan Ermeni Diasporası konuya tek taraflı baktığından Ermeni çeteleri tarafından katledilen yüzbinlerce Türk görmemezlikten geliniyor.

Bakınız, Amerikan Relief Raporu Ermenilerin soykırım iddialarını nasıl yalanlıyor,

“ 31 Aralık 1921 tarihi itibariyle 1 milyon,414.000 Ermeni hayattaydı. Tehcir-sürgün 150 gün sürmüş ve bu süre içinde öldürüldüğü iddia edilen bir buçuk milyon Ermeninin yok edilmesi için hergün 10.000 Ermeninin öldürülmesi ve bunların en az bir futbol stadı büyüklüğünde 150 mezara gömülmesi gerekiyordu.”

Zira, Rus, İngiliz, Fransız ve Amerikan Arşivlerindeki belgelerde de (ki bu konuda çok sayıda belge var) , “ 1915 olayları kesinlikle SOYKIRIM DEĞİLDİR. KARŞILIKLI KIRIŞMADIR. KIRIŞMAYI başlatan ise Ermeni’lerdir “ deniliyor.

Taşnak partisinin tarihçesini incelendiğinde Ermeni isyan ve katliamlarının 1890′larda başladığı görülüyor. Marksist ve Sosyal Demokrat grupların bileşimi olan Taşnak Partisi’ (Ermeni İhtilalci Federasyonu) nin 1892 yılına kadar belli bir programı olmamış ama Taşnaklar’ın 1892 yılında kabul ettikleri programlarında, Osmanlı Türk Devletine karşı yapacakları mücadele metotları şu şekilde hazırlanmış.

1-Çeteler kurmak ve bunları örgütlemek,
2- Ermenileri silahlandırmak için her yola başvurmak,
3- Resmi görevlilere karşı terör uygulamak,
4- İnsan ve silah için ulaşım şebekeleri kurmak,
5- Hükümete ait binaları basmak tahrip etmek,
6- Aşiretleri de taraflarına alarak isyan çıkarmak,
7- Böylece, büyük devletlerin müdahalesini sağlamak, Müslümanların kovulacakları ve öldürülecekleri altı Anadolu vilayetinde sosyalist bir Ermeni Cumhuriyeti gerçekleştirmek.

........

RUS BELGELERİ DE YALANLIYOR

Şimdi Rus devlet arşivlerindeki belgelere de bir bakalım. Aşağıda okuyacağınız belgeler araştırmacı ve öğretim görevlisi Mehmet Perinçek’in Rus Devlet Arşivlerinde bulduğu belgelerdir.

NOT-Bu belgeler (9 Ekim 2005) tarihli Aydınlık dergisinde de yayınlandı.

 

BELGE 1/ TAŞNAK SUBAYININ RAPORU

Taşnak subayının 1920 yılında Beyazıt-Vaaram bölgesinden yazdığı raporunda şunlar yazılı:

“Basar-Geçar’daki Türk nüfusu ayırt etmeden imha ettim. Bazen kurşunlara yazık olmasın dersin ya. Bu köpeklere karşı en etkili yol, çarpışmadan sonra sağ kalanları toplayıp kuyuların içine tıkmak ve bir daha dünyada bulunmamaları için yukarıdan ağır kayalarla ezmek. Ben de öyle yaptım. Bütün erkekleri, kadınları ve çocukları topladım, benim tarafımdan atıldıkları kuyuların içinde kayalarla ezerek hepsinin hayatına son verdim.”

Bu belge, Ermeni Sovyet tarihçisi A. A. Lalayan’ın önce 1936 yılında Revolyutsionnıy Vostok dergisinin 2-3. sayısında, daha sonra 1938 yılında SSCB Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü’nün yayın organı İstroriçeskie Zapiski dergisinin 2. sayısında bulunuyor.

 

BELGE 2 /ERMENİ YARBAYI MELİK-ŞAHNAZAROV’UN RAPORU

Taşnakların Baş-Gyarninsk birliği komutanı Yarbay Melik-Şahnazarov, Ermenistan Devlet Arşivi f. 67, d. 644, y. 1-2 numaralarıyla kayıtlı, 7 Kasım 1918 tarihli acil damgalı raporda, bölgenin bütün köylerini bombaladıklarını, 30 Türk köyünü ele geçirdiklerini ve geri kalan 29 köyü de bombalamak amacıyla harekât izni istediğini bildirmektedir. Bu rapor Tümen komutanlığına gönderilmiştir. Merkezden onay alan Taşnak birliği, Baş-Gyarninsk bölgesindeki onlarca Azeri köyünü yerle bir etmiş, kadın, çocuk, yaşlı, genç yüzlerce insanı öldürmüş ve mallarını yağmalamıştır.

BELGE 3 / TAŞNAK HÜKÜMET YETKİLİSİNİN TAŞNAK BAŞBAŞKANI ORGANCANYAN’A RAPORU

Bir Taşnak yetkilisinin, 21 Haziran 1920 günü Taşnak hükümetinin başı A. Ogancanyan’a yazdığı rapor, Ermenistan Devlet Arşivi’nde f. 65, d. 116, y. 96 numaralarıyla kayıtlıdır. Raporda, şu satırlar dikkati çekmektedir:

“Zangi-Bassar tarafımızdan işgal edildi. Bu ülke öyle zengin ki, bizim borçlarımızı birkaç defa kapatacak durumda. İki gündür burada görülmemiş bir yağma gerçekleşti. Buğdayları, arpaları, pirinçleri, semaverleri, halıları, paraları ve altınları topladılar. Maliye Bakanlığı, iki görevlisini yanlarında örgütlü bir güç olmadan buraya ancak dün gönderebildi. Devasa bir zenginlik ellerimizden gidiyor.”

BELGE 4 /ERMENİ DEVLETİNİN KARS VALİSİNİN RAPORU

Son rapor, Ermenistan Devlet Arşivi’nde f. 67, d. 1769, y. 25 numaralarıyla kayıtlı. Rapor, o zaman işgal altında bulunan Kars’taki Ermeni Valisi tarafından merkeze gönderilmiş. Ermeni Vali, bölgedeki Türk ve Kürt nüfusun imha edilmesi ve mallarının yağmalanmasıyla ilgili bilgiler veriyor. Raporda, köylerin işgalinden sonra köyün bütün zenginliğine elkoyma işini, resmî olarak denetim altına alamadıkları için yakınılmaktadır. Vali, devamla şöyle diyor: “Türklerden ve Kürtlerden oluşan bölge gerçekten bir hazine gibi. Ama ne yazık ki biz burayı tam olarak kontrol edemiyoruz.”

BELGE 5 / ERMENİ JOGOVURD GAZETESİ HABERİNDE TÜRK NÜFUSUN BÖLGEDEN SÜRÜLMESİ

Ermenistan’ı yöneten güçlerin yayın organlarından biri olan Jogovurd gazetesinin 1920 yılındaki 105. sayısında, G. Muradyan isimli yazar, Gorçi Gölü’nün kuzey kıyılarındaki Azeri köylerinden geçtiği haberde, Türk nüfusun bölgeden nasıl silah zoruyla sürüldüğünü anlatmaktadır:

 

“ Hükümetimizin çalışmaları sonunda bu köylerin nüfusu Ermenistan sınırlarının dışına atıldı. Ölüm sessizliğinden şaşkına dönmüş, garip bir şekilde miyavlayan ve havlayan, şaşkın sesler çıkaran bir kaç kedi ve ayrıca iki-üç köpeğin kaldığı terkedilmiş köyler gördüm. Bu köylerin halkı göç ederken, artlarında oldukça yüksek miktarda tohum, patates, buğday ve arpa bırakmışlar. Hükümet, bu köylerden iki milyon pudun üzerinde buğday ve yarım milyon pud patates toplayabilir.”

.......

 

ERMENİ TARİHÇİDE “SOYKIRIM YOK “ DİYOR

Ermeni tarihçi ve yazar Levon Panos Dabağyan, gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun Ceviz Kabuğu programında önemli açıklamalarda bulunmuş. Dabağyan, tarih boyunca Ermenileri kullanan emperyalist güçlerin tek hedefinin bir iç harp çıkarıp Türkiye’yi parçalamak olduğunu söyleyip,

“ Türk vatandaşıyız. Ermeni, Osmanlı Türk Devleti’nin direği idi. Osmanlıyı yıkmak için bu direği kırdılar. Fransız, utanmaz Amerikalı Ermeni’yi kullanıyor... Ben bu vatanın has evladıyım. Yurtdışında alınan Türkiye aleyhindeki kararlara mazeret olarak “güçlü Ermeni lobisinin” gerekçe gösterilmesi doğru değil. Böyle bir lobi yoktur, lobi görüntüsü arkasında İllumünati gibi güçlü kuruluşlar bulunmakta. Ermeni Lobisi uşaktır. Amerikalıların uşağıdır. Büyük Ermenistan adı kullanılarak başka bir devletin kurulmasına çalışılıyor ” diyor.

 

ERMENİ HALKI UYANMALI

Dabağyan’ın ifade ettiği gibi Ermeni Diasporası gerçekleri saklamakta ve Ermenilerle Türkler arasına soykırım yalanlarıyla nifak sokmakta. Hâlbuki iki komşu ülke arasındaki dostluğu bozan bu yalanlar ortadan kalksa büyük bir ekonomik sıkıntı içinde olan Ermeni halkı Türkiye’nin desteğiyle birçok sıkıntıdan kurtulur. Bununda çaresi Diaspora’nın yalanlarına “ Dur “ denekle olur.

Bakınız, Kaçaznuni, 1923 yılında kurucusu olduğu Taşnaksutyun Partisi’nin kongresine sunduğu geniş raporunda özetle şöyle diyor:

“ Türkler ne yapacaklarını biliyorlardı. Ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

 Aklımız dumanlandı. Boş sözlere, hayallere kapıldık. Çarlık Rusyası, Fransa ve İngiltere’nin oyununa geldik. Emperyalizmin yanında yer alarak, mazlum bir milletin boğazlanmasına ve Ermeniler’in kurban edilmesine sebep olduk.

Savaştan önce ve savaş koşullarında Rus Çarlığı’na kayıtsız şartsız bağlandık. Emperyalistlerin önümüze koyduğu ‘denizden denize Ermenistan’ gibi hayali bir amacın peşine düştük. Silahlı gönüllü birlikleri oluşturmamız hataydı. Terör eylemlerimiz batı kamuoyunu kazanmaya yönelikti. Karşılıklı Müslüman ve Ermeni kırımları oldu. Güç dengesi Türkler’in lehineydi, macera yaptık.

 1915 yılı yazında ve güzünde uygulanan tehcir (zorla göç ettirme) Avrupalı diplomatların bize söz verdiği bağımsız Ermenistan hayalimizi suya düşürdü. Türkiye ne yaptığını çok iyi biliyordu. Bugün pişmanlık duyması için hiçbir neden yok. Sevr Antlaşması gözlerimizi kör etmişti. Sevr yerine, Türkler’le anlaşsaydık çok şey kazanırdık. İngilizler karşılıklı katliamları kışkırttı. Müslüman bölgelerinde düzeni sağlayacak idari önlemler alamadık, silaha sarılmak zorunda kaldık, ordular gönderdik, yıktık ve katliamlar gerçekleştirdik. Türkler savunma güdüsüyle hareket ettiler. Övünülecek hiçbir işimiz yok. Kendi dışımızda suçlu aramayalım. Evet, intihar etmeyi öneriyorum. Taşnak Partisi’nin artık yapacağı hiçbir şey yok. Partiyi dağıtalım. Bu kararı almazsak, bizi yıkım ve şerefsizlik bekliyor.”

 

İşte gerçekler. Eğer, Türkiye dış temsilcilerini, yabancı ülkelerdeki Türk topluluklarını bilinçlendirmezse bir avuç fanatik Ermeni’den oluşan Ermeni Diasporası her 24 Nisan’da 80 milyonluk Türkiye’nin karşısına korkusuzca çıkıp yalancılıkla ve soykırım yapmakla suçlar.

 

Araştırma/Derleme: Hulusi ŞENEL

e-posta: hulusisenel@yahoo.com

..............................................................

SEVDİĞİM SÖZCÜK

“ Yalanı-kusuru kendisine söylenmeyen adam, söylediklerini doğru ve hüner sayar.”


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA