MUSTAFA KEMAL...


Bu makale 2019-02-21 21:42:50 eklenmiş ve 152 kez görüntülenmiştir.
Aslı Kavcıoğlu

 

Her okuduğum kitabın sonunu merakla beklerim. Merak ettikçe de, bir an önce sona ulaşmak için elimden bırakmak istemem. Hiç kimsenin beni rahatsız etmesini istemediğim, kitapla arama hiç bir şeyin girmeyeceği zamanları dilediğimi anımsıyorum.

Gerçekten çoğu zaman kitabın içinde yaşar gibi geçirdiğim zamanlar oldu. Hatta okuyup bitirdikten bir müddet sonra bile, hala hikâyenin içindeymişim gibi hissettiğim bile oluyordu. Bu tabi ki beni sarıp sarmalayan, ilgimi aşırı çeken sürükleyici kitaplarda oluyor.

Hayatımda ilk kez okuduğum bir kitabın hiç bitmemesini istedim. Aslında sonunu bildiğim, fakat hiç kabullenmek istemediğim bir final olduğu için.

Okuduğum kitap, Sayın Yılmaz Özdil'in kaleme almış olduğu, Mustafa Kemal kitabı. Basılıp piyasaya verildiğinden beri, alıp okumayı şiddetle istiyordum. Nihayetinden eşim bir akşam bir paketle geldi. Paketi açtığımda, çok mutlu oldum. Çünkü Atatürk hakkında yazılan birçok kitabı okudum. Her okuduğumun ardından farklı bilgilere sahip oldum. Bu kitabın da, titiz bir araştırma sonucunda yazıldığını bildiğim için, oldukça merak içerisindeydim.

Yaklaşık 500 sayfalık bir kitap, sanki göz açıp kapayana kadar bitti. Bor sayfayı okurken diğer sayfada ne yazdığının merakı içerisinde geçti. Son sayfalara yaklaştıkça okuma isteğimin düştüğünü hissettim. Önce kendimi sorguladım “ne oluyor" diye. Hiç anlam verememiştim. Aslında biliyordum fakat kendime bile itiraf etmek istemiyordum. Çünkü 10 Kasım 1938’e geliyorduk. Ve ben, her ne kadar kitabın sonunu biliyorsam da sanki okumazsam o gün yaşanmayacakmış gibi hissediyordum. Kendimle çok mücadele etsem de, sonunda dayanamayıp kitabı bitirdim. Bu güne kadar, birçok acıklı kitap okudum ama hiç bu kitap kadar finalinde ağladığım bir kitap olmamıştı. Doğduğum günden bu güne, kalbimde ki Atatürk sevgisi hiç bitmedi, eksilmedi. Ve sanıyorum bu kitabın bende yarattığı etki de hiç bitmeyecek.

Teşekkürler Yılmaz Özdil.

Bu kitapta okuduğum, beni en çok etkileyen bilgi ise Karadeniz Vapuru. Daha önce başka bir yerde kısaca okuduğumu anımsar gibiyim ama çok da net değildim açıkçası. Nasıl dehaca bir proje. Bizzat Mustafa Kemal'in projesi olan resmen yüzen bir fuar.

1924 yılında Hollanda'dan satın alınmış 130 metre boyunda, 16 metre genişliğinde vapurun, tam anlamıyla Yeni Türkiye’nin yüzünü tanıtacak şekilde dekore edilen, “Dünyanın bize gelmesini beklemeyelim, biz dünyaya gidelim" vizyonuyla hazırlanan vapur 1926 yılında görevine başlamış. 86 gün süren yolculuk boyunca, İspanya, Fransa, İngiltere, Almanya, Hollanda, İsveç, Finlandiya, Rusya, Polonya, Danimarka, Belçika gibi ülkelerin liman şehirlerinde dolaşmış, 180 yolcusu ve 105 mürettebatı varmış. Yolcular Türkiye’nin aydınlarından oluşuyormuş. Amaç, yeni Türkiye'nin yüzünü tanıtmak.

Bu dehaca fikrin tam içeriğini yazarsam köşeme sığmaz. Onun için kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Hatta hatta Atatürk hakkında yazılan gerçek dışı karalamalarında asıllarının olmadığını bu kitapta bulabilirsiniz.

Bu ara ben kitabı geçtiğimiz Salı sabahı okudum ve bitirdim. Aynı günün akşamı tekrar okumaya başladım. Belki gözden kaçırdığım bir şey vardır?

Sağlıklı ve huzurlu haftalar dilerim.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA