EN İYİ HEKİM – 2


Bu makale 2019-02-21 21:40:24 eklenmiş ve 312 kez görüntülenmiştir.
Doç. Dr. Levent Tuğrul

 

Hastalıklarda biyolojik “neden – sonuç” ilişkilerinin belirgin şekilde ortaya çıkışı MÖ 6. YY da Anadolu ve çevre kuşağı coğrafyasında netleşiyor. Zaten MÖ 6 – MS 1. YY arasında bu bölge, günümüz felsefe, inanç, kültür, tıp ve tüm diğer bilimlerinde ilklerin ortaya konduğu, kuruluşların yaşandığı bir “geçiş dönemi” olma niteliğini taşıyor. Topraklarımıza gökten, yağmur gibi bilim adamı ve yaratıcı fikirler yağmış diyebiliriz. Bugün, “Dünyanın kaderini belirleyen ilk 10 kişi kimdir?” sorusunu sorsak, Dilek Yarım Adası (Aydın) karşısındaki Sisam adasında MÖ 6. YY da yaşamış olan Pisagor hiç şüphesiz ilk 5 arasında yer alır. Matematikçi olarak tanınmasına karşın, aslında inanç sistemleri, müzik, beslenme temelli tıp konularında dünyaya yön vermiş filozoflardan biridir. Çağdaşı olan Buda’nın öğretileri yaşadığı dönemden ancak yüzyıllar sonra yazıya geçmiş olmasına karşın, Pisagor’un fikir ve öğretileri çevresi tarafından en ayrıntılı şekilde hemen kayda alınmıştır. Pisagor ,“sağlığın korunması ve hastalıklardan kurtulmanın ana yolunun, (kendine göre doğru bir) beslenme ve davranış yönetiminden geçtiğini ilk savunan ustaların başında gelir. Dile getirdiği tarz Avrupa sahasında bilinen ilk vejetaryen beslenme şeklidir. Bitkilere ek olarak yumurta gibi canlı besinler ile çok özel bir yer verip (hatta kutsallaştırdığı) fasulye gibi bakliyatı esas alır. Öğretisi psikoloji konusunda da kendinden sonraki hekimleri derinden etkilemiştir. Yine de Pisagor y””tıbbın babası” ünvanlıyla anılmaz. Bunun başlıca nedeni de önerilerinde belirgin bir aşırılığın söz konusu olmasıdır.

Pisagor’dan bir nesil sonra, günümüz Datça’sındaki (Knidos) ünlü okul ve hastane hemen karşısındaki İstanköy (Kos) adasından gelen genç bir hekimle karşılaşır. Bu hekimin, çağdaşlarına göre oldukça farklı ve hatta marjinal bulunan bazı görüşleri vardır. Bu yüzden meslektaşları kendisini her zaman hoş karşılamamaktadır. Çağın tıp anlayışına uygun olarak, Datça hastanesindeki hekimlik, özellikle “hastalıkların” incelenip, kayda alınmasına öncelik vermektedir. Bu yüzden bazı tomarlarda (tıpkı MÖ 1100, Mısır 3. İmparatorluk Dönemi’nde olduğu gibi) hastalıklar tanımlanmakta, diğer bazılarında ise o hastalıklara uygun ilaç ve tedavi yöntemleri belirtilmektedir. Hekim hastayla özellikle teşhis amacıyla karşılaşır. Bu aşamadan sonra her şey bir rutine bağlanmıştır; kayıtlı ilacın ve/veya yöntemin uygulanması ile süreç sona erer. Görev eksiksiz tamamlanmıştır. Hastanın iyileşip, iyileşmemesi ise farklı bir konudur ve ilahlara kalmıştır. Karşılarına çıkan genç hekimin görüşü ise, bu uygulamayı yeterli bulmamaktadır. Ona göre öncelik “Hastalıkta değil, hastada olmalıdır!” Bu düşünce Biyolojik Tıp Konsepti’nin temel prensiplerinden biridir ve ilk kez adı Hipokrat olan Kos adalı hekim tarafından ortaya konmuştur.

Hipokrat’a göre hekimin işi yalnız teşhis koymak, kayıtlı envanterden gerekli ilacı ve tedavi yöntemini önermekle bitmez. “Hekimin yeri, ustalar dairesindeki makamı değil, hasta yatağının başucudur. Onun nabzını tutmalı, gözünün akından derdini anlamalı, acısını mutlaka dindirmeli ve temel hedefi, kayıtlı yöntemleri harfi harfine uygulamanın ötesinde hastanın hayatını kurtarmasıdır. Bu amaçla yapabileceği en iyi şey de öncelikle hastanın bozulmuş olan biyolojik dengesini tekrar aslına, düzgün haline çevirebilmektir”. Bu son düşünceye “homeostaz” adı verilir ve konseptin diğer bir temel prensibini oluşturur. Bu yüzden Biyolojik Tıp Konsepti’nin başlangıcını Hipokrat tıbbı ile özdeşleştirmek yanlış olmaz. Hipokrat, tıp dünyasında özellikle günümüze dek değerini korumuş olan etik değerleri ile yer alır. O en iyi hekimlerin başında gelir.

Bizim kardeşlerimle birlikte tanık olduğumuz güzel bir anımız var. Sevgili babamız Op Dr Cevdet Tuğrul, İzmir ve Türkiye’nin farklı bazı yerlerinde 55 yıl kadar hekimlik yapmış olan bir insandı. Seveni, güveneni çoktu. Bu yüzden, kendisi cerrah olmasına karşın, yanına gelen hastalar her türlü hastalıkları için hekim önermesini isterlerdi. Onun verdiği yanıt ise genellikle hep aynı olurdu. Pek öyle ün ve unvana bakmaz şöyle derdi;

“En iyi hekim, hastası için yüreği sızlayandır!”


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA