EN İYİ HEKİM - 1


Bu makale 2019-02-14 18:42:15 eklenmiş ve 304 kez görüntülenmiştir.
Doç. Dr. Levent Tuğrul

 

Sağlığın korunması ve bozulduğunda da düzeltilmesi amacıyla alınan tedbirler Son Kabile, Homo sapiens alt tür sapiens’ in bilinen tarihinden çok daha eskilere dayanıyor. Daha önce, “Şanidar’ın Çiçekleri” adlı yazımızda, bu çabaların Neanderthal Adamı denen kuzenimiz tarafından da gösterildiğinden söz etmiştik. Arkeolojik analizler, mağaralarda yaşayan bu insanların, yaşlı, yaralı ve sakatlarının diğer klan üyeleri tarafından ölüme terk edilmeyip, tedavi edilmeye çalışıldığını göstermektedir. Hem de bu işi yaşadıkları mağaralardan oldukça uzakta bulunan ve günümüzde de kullanılan (Gül Hatmi gibi) bazı bitkisel drogları kullanarak yapmış olmaları çok büyük bir olasılık. Bu kabaca “hekimliğin” başlangıcı kabul edilebilirse de, bir bilim olarak “tıbbın” temel prensiplerinden oldukça uzak bir uygulamadır. Kullanılan malzemelerin farklı oluşundan değil, özellikle “bakış açısı ve anlayış” açısından çok farklı bir durumla ilişkilidir. On binlerce yıl boyunca sağlık konusu da tüm diğer insan aktivitelerinde olduğu gibi “büyü, tabu, uğursuzluk, kem göz, lanet vb gibi” çağların baskın batıl düşüncelerinin etkisi altındadır. Hastalık bu bakış açısı altında bir cezadır.

Tarihi perspektif içinde bu özellikler yazının ortaya çıkışı (Sümer c. MÖ 4500) ve pek çok diğer teknik gelişmeye karşın, daha uzun çağlar boyu sürmüştür. Hastalık, tüm diğer afetler ve olumsuzluklar gibi, metafizik güç kaynaklarının tepkilerine bağlanır. Bitkisel ve hayvansal pek çok drog kullanılıyor olsa da, süreç temel olarak bir “büyücülük” olarak görülebilir. Bu yüzden de modern anlamda bir hekim ve tıptan söz etmek olanaksızdır. Tıpkı fizik yasalarında olduğu gibi, kültürel alanda da, “hiçbir şey yoktan var ve varken de yok olmaz, olgular birbirine dönüşür”. Yani uygulama yöntemleri ve malzeme gelişse bile, anlayış, farklı görünümler altında dıştan değişerek, özünde eski bağımlılıklarını sürdürür. Şu anki bilgiler, İlk farklı kavramların Mısır tıbbında ortaya çıktığını göstermektedir. Bu Mısır’da kayıt sisteminin ileri düzeyde olmasına da bağlı olabilir. Diğer yerlerden ve kültürlerden günümüze ulaşabilen yazılı bilgiler çok daha azdır. Antik Mısır medeniyetinde, ölümden sonra, aynı bedende yeniden dirileceğine olan inancın gücüyle, kapsamlı bir “bedeni koruma” prosedürü işlemektedir. Mumyalamanın getirdiği çok önemli anatomik ve fizyolojik bilgiler vardır. En eski kayıtlar olması açısından, c. MÖ 1500 lere ait (Ebers, Hearst vb gibi) papirüslerde yavaş yavaş bazı “biyolojiye yakın” kavramlar ortaya çıkmaya başlar. Bu her şeyin bir anda değişip, tıpta “biyolojik neden – sonuç ilişkilerinin ön plana çıkışı” anlamına da gelmemektedir. Hatta çok traji komik bir durum olarak , Polonya’lı Kazimierz Funk tarafından ilk vitamin bulunup skorbit gibi hastalıkların beslenme bozukluğuna bağlı olduğu 20.YY başında (1912) ortaya konduğunda bile yer yerinden oynamıştır. Kilise bu “iddiayı(!)” kadere ve ilahi düzene karşı heretik bir çıkış olarak algılamış ve son derece sert tepkiler göstermiştir.

Bu yüzden, antik Mısır mumyalama tekniklerine bağlı olarak ortaya çıkan ve bağırsakta yer aldığı düşünülen bir “kötü gücün”, göreceli bir biyolojik hastalık nedeni olarak algılanışı çok da büyük bir devrim yaratmamıştır. Yine de ilk kayıt olması önemlidir. Bu arada Bereketli Hilal denen genişletilmiş Orta Doğu havzasındaki tıp kültürü eskiden pek de farklı olmayan bir önyargılar sistemi olarak sürer gider. Bu kapsamda, tabletlerden edinilen çok sarsıcı “tıbbi uygulama” örneklerine rastlamaktayız. Bu konuda memleketimizde yaşanmış olduğu için, Hititler döneminden kalma ilginç bir uygulama örneğini paylaşmamızda yarar var. Hastalık nedeni, hala hastanın genellikle ilahlara, ya da onların yer yüzü temsilcisi olan krallara karşı işlediği günahlara bağlı bir ceza veya lanettir. Sağalmanın tek yolu da bu laneti bedenden def etmektir (eksorsizm). Bu işi kendisine saygısızlık yapılmış olduğu düşünülen putun tapınağındaki rahipler üstlenir. Günahın aktarılacağı bir başka canlı kullanılır ki, bu da genellikle bir köpek, ya da domuz yavrusudur. Ritüel sonucunda “günahı kendine çeken yavru hayvan” parçalanıp yok edilir.

Bu uygulamaları yapanlar arasında “en iyi hekimi” aramak doğal olarak boşuna bir çabadır.

 


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA