KURDEŞEN YAŞAMLAR


Bu makale 2019-01-24 17:52:57 eklenmiş ve 339 kez görüntülenmiştir.
Çiğdem Adalı

 

Ürtiker, halk arasında kurdeşen olarak bilinen bir deri hastalığıdır…

Bu hastalık aniden deri üzerinde kızarıklık, kaşıntı ve kabarıklık şekliden ortaya çıkan ve doğru ilaç kullanıldığında ya da duygu kontrol yeteneğiniz var ise aynı hızda ortadan kaybolan bir cilt hastalığıdır…

Ürtiker hastalığının en önemli özelliği 6 hafta içinde teşhis konulup tedaviye başlanması gerektiğidir… Aksi takdirde kronik olarak kalır…

Bu hastalık, bedeninizde saniyede onlarca kızarıklık oluşmasına sebep olabilir… Bu küçük kızarıklar, fark edilip tedavi sürecine geçilmediği takdirde her saniye yaşanan yürek hoplaması ile artmaya devam eder… Küçük küçük bağımsız olarak çıkmaya başlayan lekeler bir süre sonra tüm bedende çıkmaya başladığı için birleşip daha büyük kızarıklar haline gelmeye başlar… Vücudun yüzde altmışlık kısmı lekeler ile kaplandığında kriz dönemi, yüzde seksenlik kısmı kaplandığında ise hayati tehlike oluşur…

Üç beş küçük leke hayati tehlike mi oluşturur demeyin… O durumda göz kapakları, dudaklar, ellerde şişme olabilir… Daha da ilerlediğinde, hastanın dilinin ve üst hava yollarının şişerek nefes alma sıkıntısı oluşmasıdır... Ani solunum sıkıntısı ile hastanın hayatı tehlikeye girebilir... 

Her hangi bir olay sonrasında yaşadığımız duygularımız da böyledir…

İçimize attığımız, yaşamamız gerektiği zamanda yaşamadığımız duygularımız, yüzleşmediğimiz hislerimiz ya da her hangi bir ilişki içinde olduğumuz partnerimiz ile konuşarak çözmediğimiz sorunlar da başta küçüktür… Zamanla bastırdığımız her duygu ve sorunun üzerine, yeni duygu ve sorunlar ekleriz… Onlarda tıpkı ürtiker hastalığında olduğu gibi küçük küçük birleşip ruhumuzda daha büyük ve derin yaralar açmaya başlarlar…

Konulması gereken zamanda konulmayan teşhis, yapılması gereken zamanda yapılmayan tedavi ise bizi mutlak sona ulaştırır… Belki hayatımızı değil ama bir zamandır sorunu yaşadığımız durum her ne ise onun ile ilgili yok oluşa sebep olur…

Mutlak son ise artık duygularımızı bastırmakta zorlandığımız, belki sonrasında pişman olsak dahi o an ağzımızdan çıkan kelimeleri yahut davranışları kontrol edemediğimiz patlama noktası ile gerçekleşir…

Söz konusu durum, ikili ilişkilerimiz ise ilişkimiz ile yüzleşmediğimiz duygularımız, ilişkimizin bitmesine; söz konusu durum işimiz ile ilgili ise işimiz ile ilgili yüzleşmediğimiz duygularımız iş yerimizden istifa etmemiz ya da kovulmamız ile sonuçlanır gibi örnekler verebiliriz…

Bu yüzden bir olay karşısında öfkelendiyseniz öfkenizi yaşayın… Üzüldüyseniz üzülün… Sevindiyseniz sevinin ama her ne olursa olsun duygularınızı bastırmayın… Burada dikkat etmemiz gereken, altın kuralın abartmamak olduğudur…

Hissettiğiniz duygu hangisi olursa olsun aşırıya kaçmayın… Tıpkı yemek yapar gibi kıvamını bilin… Kendi kendinize ya da bir başkası ile konuşarak alevi her an harlı tutmayın… Zira böylesi bir durumda, kendi ellerimiz ile yaktığımız ateşte kendi ruhumuzu yakarız ve yanmış bir ruhtan gelecek olan yanık kokusu önce bizi sonra da etrafımızı rahatsız eder…

Bu yüzden her ne olursa olsun dengenizi koruyun… Tıpkı ayakta durmak ya da bisiklete binmek gibi… Duygularımızda da, dengemiz olmalı… İyi ve kaliteli yaşamın kapısını açan altın anahtar budur…


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA