BİYOLOJİK TIP KONSEPTİ – 2


Bu makale 2019-01-17 17:22:16 eklenmiş ve 377 kez görüntülenmiştir.
Doç. Dr. Levent Tuğrul

 

İlk temel kural olarak, “biyolojik yasalara dayalı dengeleri ve malzemeyi (materyali) esas alan bu konseptin”, günümüzde tekrar tanımlanması gerekmektedir. Bunun başlıca nedeni bilim ve teknolojik olanakların “kadim kavramların” dışına taşmaya başlamış olması, sınırları aşmasıdır. Daha 40 yıl önce bir öğrenci yanlışlıkla “Doğal bitki!” dediğinde, alaya alınarak uyarılır, “Bitki zaten doğaldır!” diye de düzeltilirdi. Bu doğrudan botanik dersinde yaşanmış bir anıdır. Günümüzde ise, geniyle oynamış olduğu için, doğallığını yitirmiş pek çok bitkin varlığı söz konusudur ve ne yazık ki söz konusu ayrım bir gerçekliğe dayanır. Son yıllarda “organ nakilleri için kolay kaynak” yaratmak adına, “insan kök hücrelerinin” başka türden hayvanlara aşılanması yöntemi de denenmeye başladı. Böylece farklı iki canlı türünün DNA kodlarını taşıyan, “kimerik” denen hücrelerden oluşmuş hayvani dokuların insan bedeninde yer alması döneminin kapıları aralandı. Yukarıda verdiğimiz, “gdo bitki” örneği gibi, yakında “melez DNA” lı insan organları” nın da söz konusu olacağı kesin gibidir. Kimera sözcüğü, mitoloji ve masallarda sık sık karşımıza çıkan, bedeni farklı hayvan organlarından oluşan fantastik canlıları ve canavarları ifade ediyor; yılan saçlı meduza, yarı kadın yarı yılan şahmaran, gövdesi at üstü insan sentorlar, aslan kafalı, kartal kanatlı ve yılan gövdeli antik Mezopotamya ilah tasvirleri vb gibi.

Tıpta gen mühendisliği ile geliştirilmiş “canlıların” ve dokuların kullanımı aslında bunlarla sınırlı da değil. Gdo virüsler, bakteriler, mayalar, laboratuarda gen mühendisliği ile geliştirilmiş “rekombinant antikorlar” ın Kanser dahil pek çok hastalığın tedavisinde kullanılması giderek yaygınlaşıyor. Yalnız tıpta değil, endüstriyel üretimlerde de benzer yöntem ve ürünler geliştirme yarışı başlamış durumda. Bizi nasıl bir geleceğin beklediği sorusunu etik, sosyolojik ve futurist tartışmalara bırakıp, tıpla sınırlı kalacak olursak, en azında Biyolojik Tıp Konsepti tanımında ciddi bir düzeltme yapmamız gerektiği düşüncesindeyim.  

Günümüz bilim dünyasının “Babil Kulesi” kabul edebileceğimiz ABD Milli Sağlık Enstitüsü’nün tanımına bakarsak “Biyolojik Tedaviler; yöntemin uygulanmasında doğrudan biyolojik bir materyalin (canlının, ya da bir canlı unsurunun) kullanıldığı” tedaviler olarak karşımıza çıkıyor. Yani bir bitkinin, hayvanın, bunlardan her hangi birinin bir kısmının, ya da bunlar tarafından üretilen malzemenin kullanılması” tedavinin “biyolojik olması” açısından yeterli görülüyor. Buradaki en önemli nokta ise bu malzemenin “DOĞAL OLMASI” şartından söz edilmemesidir. Açıkça her türlü gen mühendisliği tasarımın kapıları da tıbbi uygulama amaçlı olarak açılmaktadır. Sonuç bir hastalığın giderilmesi, engellenmesi, hayatları kurtarılması olarak görülüp, bu yaklaşım hoş görülebilir. Ancak tıpkı gdo bitki ve gıdalarda da olduğu gibi, gelecekte yol açabilecekleri, şimdiden kestirilemeyen “biyolojik riskler” de tümden göz ardı edilmiş olur. Bu da net bir şekilde Biyolojik Tıp Konsepti’nin temel amacı ve kuralı olan ve “Doğal yapı ve dengelerin tekrar oluşturulması” şeklinde açıklayabileceğimiz “Homeostaz” prensibine zıt bir durumdur. Yine konunun tüm diğer yönlerinin tartışılmasını ilgili uzmanlarına bırakalım. En kestirmeden şunu söyleyebiliriz; “Bu tür yaklaşımlar, modern toplumlarda esas alınması gereken, tüketicinin doğru bilgilendirilmesi” kavramına terstir. Bu yazının ilk bölümünde Avrupa Birliği (AB) etiket Yasası bağlamında değinmiş olduğumuz, “bireylerin özgür seçim haklarının” ihlalidir. Basit bir örnek verelim; Kanser hastası olup, yaşam mücadelesini verirken, her türlü besinini ve kişisel kullanım ürününü “doğal” kaynaklı seçme karar ve titizliğinde olan bir insana verilmesi uygun görülen bir ilaç hakkında (doğal olmayan bir biyolojik kaynak ve yöntem söz konusu ise) uyarılması daha doğru olacaktır düşüncesindeyim. Seçim hakkı ve özgürlüğü ancak bu yolla korunabilir. İşte bu tür bilimsel gelişmeler de dikkate alındığında, Biyolojik Tıp Konsepti’nin geleneksel yöntem ve ürünlerde olduğu kadar, modern tıpta da tüm bilimsel ve sosyolojik açılardan tekrar ele alınıp, incelenmesi gerektiği açıktır.

Doğallığını yitirmiş olan bir yöntem, ya da ürünün, “biyolojik kökenli olsa da” daha farklı tanımlanması gerektiğini düşünüyorum


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA