KORKU FİLMİ GİBİ


Bu makale 2019-01-10 17:56:19 eklenmiş ve 282 kez görüntülenmiştir.
VELİ ÇITAK

 

Suriyeli gazeteci Hüsnü Mahalli’nin ”Ortadoğu’da Diktatörler” adlı kitabını okudum, dehşet içindeyim (Destek Yayınları Ağustos 2018,18. Baskı). Arap ve İslam dünyasındaki durumu az-çok bildiğim halde durumu daha açık görünce şaşırdım, korktum.

Kitapta Fas’tan başlayarak Afganistan’a kadar BOP sınırları içindeki 22 si Arap 26 ülkenin yaklaşık 100 yıllık tarihlerini tek tek yazmış. Tek tek dediğime bakmayın olayların büyük bölümü birbirinin kopyası. Sıra ve kişiler değişebiliyor ama yöntemler ve anlayış hep aynı.

Çoğu krallıkla yönetiliyor. Cumhuriyetle yönetilse de fark etmiyor. Sözde seçim, meclis var ama cumhurbaşkanı her türlü yetkiye sahip. Yani adı demokrasi olsa da krallıktan bir farkı yok. Seçimi mutlaka baştaki kazanıyor.

İngiliz, Fransız ve ABD li uzmanlar her zaman işin içinde.

Sürekli savaşlar, darbeler, kan. Herkes birbirinden korkuyor, kral veya başkan sağ kalabilmek için şüphelendiği ve gücünün yettiği herkesi hapse atıyor, öldürebiliyor. Akraba kardeş fark etmiyor öldürdüğü veya hapsettiği kişi sayıları yüzbinlerle, milyonlarla ifade ediliyor.

Anayasalarında başkan veya kralın yetkileri bir-iki farklılık ve yazım değişikliği dışında birbirine benziyor:

Devlet başkanı veya kral aynı zamanda partinin de başkanıdır.

Başbakan ve bakanları görevlendirir, kendine yardımcılar seçebilir.

Seferberlik ve savaş ilan eder.

Emir genelge ve kanun hükmünde kararnameler yayımlar.

Olağanüstü hal ilan eder.

Silahlı kuvvetlerin başkomutanıdır, askerlikle, atamalarla ilgili tüm kararları alır.

Uluslararası anlaşmaları imzalama yetkisi kendisinindir.

Gerektiğinde yasalar çıkarır, meclisi feshedebilir.

Mahkemelerin başkanlarını üyelerini atar, görevden alır.

Ancak, bu kurallar yapacağı işlere uymuyorsa bile yine istediğini yapıyor, kimse hesap soramıyor, sormaya kalkışırsa en ağır cezalara çarptırılıyor.

Bütün yöneticiler, aileleri müthiş zenginler.

Hepsi şeriatla yönetiliyor, okuma yazma ve eğitim düzeyi çok düşük.

Ülke fikir olarak dini farklı yorumlayan yüzlerce dini grubun etkisi altında. Dini konuda bile birlik yok, ayrılıklar düşmanlık aşamasında.

Kadın hakları diye bir şey yok. Çocuk tecavüzleri, çocuk yaşta evlenmeler sıradan işler.

Arada iyi niyetli dürüst kişiler çıksa da bir darbe, savaş veya Batı oyunu ile uzaklaştırılıyor, süreç “normal durumuna” getiriliyor.

“Türkiye de onlara benzerse” düşüncesi bile korkuttu.

En çok konuşulan konu da dindarlık ama İslam ülkeleri öteki İslam ülkeleri ile ilişkileri iyi değil, çoğu zaman savaş halinde. Hıristiyan ülkelerle araları çok iyi, İsrail’in çıkarlarına dokunan yok.

Ayrıca; bizim bildiğimiz dinde sevgi, hoşgörü vardır, kimseye ve malına zarar vermemek, hak yememek vardır. Devlet yöneticilerinin adaletli olması vardır. Aşırı mal mülk biriktirmek günahtır. İlk emir oku’dur, bilime önem verilir. Bu özellikleri ile Atatürk önderliğinde Cumhuriyet ilkeleri ile Türkiye bunları gerçekleştirmeye başlanmıştı. Okuduğum kitapta İslam ülkelerinde bunların hiçbirine rastlamadım.

Türkiye Cumhuriyetinin ilkeleri İslam’ın gerçek kurallarına uygundur, Arap kültürüne benzemez. Bazen Arap kültürüne özenen dindarlara rastlayabiliyoruz. Bunların birazcık algılardan sıyrılıp gerçekleri görmesi gerekir. Günümüz iletişim çağında herkes neyin doğru neyin yanlış olduğunu görebilecek durumdadır. Yeter ki korkularımızdan ve önyargılarımızdan kurtulalım.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA