VERİLDİ Mİ? ALINDI MI?


Bu makale 2018-12-13 19:26:30 eklenmiş ve 377 kez görüntülenmiştir.
Çiğdem Adalı

 

Bizim kızı istediler…

Bizim kızı verdik…

Bizim hanımı aldığımda…

Bizim kızı koleje gönderdik…

Bizim kızı evlendirdik…

Kadına özgürlük verildi…

Kadına iş imkânı sağlandı…

Kadına seçme ve seçilme hakkı verildi…

İyi de yahu, bu kadın hiçbir şeyi kendi yapamıyor mu? Neden bir şey sürekli kadın için yapılıyormuş gibi gösteriliyor ve hatta kadına bir lütufmuş gibi sunuluyor?

Kendimi bildim bileli rahatsız oluyorum bu söylemlerden… Toplumun bilinçaltına iteklenen “Kadın bir şey yapamaz ona sadece lütuf edilir” etkisinden… Üstelik biz kadınlar bile çoğu zaman, bu ve benzeri cümleleri kullanarak kendi kendimizi beceriksiz durumuna düşürüyoruz…

Örneğin “Eşimin beni istemeye geldiğinde” cümlesini her kadın hayatında en az bir kere kurmuştur… Örf ve adetlerimiz elbette önemli ancak niye evlenmeye karar verdiğimiz zaman değil de; bir takım insanların kadını istemeye gelip diğer takım insanların da kadını verdiği olarak yansıtılıyor ki bu durum? Ha arada Allah razı olsun “kızın rızasını da bir alalım” diyen çıkıyor çok şükür…

Geçtiğimiz günlerde 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Gününde bu duruma dikkat çekmek için kendi sosyal medya hesabımda “Neymiş efendim, bugün kadına seçme ve seçilme hakkı verilmiş! Kimse kusura bakmasın biz onu, emeğimizle söke söke aldık” paylaşımında bulundum… Aman bir ortalık karıştı ne siz sorun ne ben söyleyeyim… Kimisi “Sen bunu yazıyorsun da asıl kadın kadının düşmanı… Asıl siz kendi aranızda birbirinizi eziyor, aşağılıyorsunuz…” dedi… (Ki, kadını “Evlenilecek ve eğlenilecek” olarak ikiye ayıran “Kimi” erkek zihniyetinin böylesi bir çıkışta bulunması oldukça ironik bir durum…) Kimi ise şahsımı Atatürk düşmanı olarak addetti…

Oysa söylemek istediğim nasıl ki bugün kadın, hayvan, insan, çocuk, hasta, yaşlı, genç vs hakları üzerine çalışan sivil toplum kuruluşları ve dernekleri var ise yıllar önce de benzer topluluklar, benzer konularda benzer çalışmalar yapıyorlardı…

Öyle ki 7 Şubat 1924 yılında yani Cumhuriyetin ilan edilmesinden bir yıl sonra kurulan Türk Kadınlar Birliği’nin kadınlar hakları konusundaki çalışmalarını unutmamak gerekir… Üstelik Türk Kadınlar Birliği Bakanlar Kurulu kararı ile “Kamu yararına çalışan dernek” statüsünde kabul edilen nadir derneklerdendir…

Başta Nezihe Muhittin olmak üzere, çalışma arkadaşlarının içinde bulunduğu kadın hakları konusunda ki emeklerini göz ardı etmemek gerekir… Zira o kadınlar çalışmış ve onların emekleri ile 1926 yılında Medeni Yasa ile kadın toplum içinde kimliğini elde etmiş, 1930 yılında kadınlarımız, belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını yasayla kazanmış, 1933 yılında kadınların, köy ihtiyar heyetlerine seçme ve seçilebilme, 1934 yılında ise, milletvekili seçme ve seçilme haklarını elde etmişlerdir…

Özetle sevgili okur, kadınlar da erkekler gibi bir birey olup erkeklerin yasalar ve toplum önünde elde ettiği her hakka sahiptir, sahip olmalıdır… Lütfen haklarımıza, zekâmıza, varlığımıza sahip çıkalım… Zaten olması gereken yaşam haklarımızın bize bir lütuf gibi sunulmasına izin vermeyelim…


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA