HERKES EV SAHİBİ OLACAK


Bu makale 2018-12-06 18:10:18 eklenmiş ve 97 kez görüntülenmiştir.
Uğur Alparslan

 

Ülkemizde her seçim öncesi vaatler ardı ardına sıralanır ülkeyi yönetmeye istekli kişiler tarafından. Bu kişiler genellikle bir siyasi partiye yaslanmış, o partilerin hâlihazırda taraftarı konumundaki bir kitleyi de arkasına almış olur.

            Hatta mutlaka duymuşsunuzdur, “ben kendimi bildim bileli falanca partiden başkasına oy vermedim, vermem” diye… Bana göre bu çok yanlış bir tutumdur. Ülkede onca şey değişiyor, onca gelişmeler oluyor ki, sanki tüm partiler çok iyi işler yapıyor da, arkasında büyük bir taraftarı var. Eğer bu ülkede iktidarından muhalefetine, meclise giremeyeninden, seçimlere hiç katılmamış olanına kadar her partinin önceliği millet ve Vatan olsaydı, sizce ülkede bunca sıkıntılar olur muydu?

            Şimdi ne sıkıntı var ülkede diyen bile olacaktır.

Mesela bu ülkede eşitlik yok ve ben kendimi bildim bileli hiç olmadı. Kimse hiçbir kurum, kuruluş, yargı, sosyal güvence, mali seviye konularda asla eşit olmadı ve eşit karşılanmadı.

            Mesela ülkede herkese yetecek, her ailenin başını sokacak ev sayısı mislisiyle var iken, bir kesimin binlerce evi varken, bir kesimin hiç evi olmadı. Kiralarını ödemek için bir ayın tamamını çalışıp, ek işlerle evini geçindirdi. Hala da böyle devam ediyor.

            Mesela bu ülkede sosyal güvence deyince, Bağ-Kur var, SSK var, Emekli Sandığı var. Tarım Sigortası falan da var. Ve hiç birisi diğerine eşit değil. Ne maaşları, ne primleri ne de sunduğu haklar...

 İyi de neden böyle bir eşitsizlik var ki? Sosyal devlette herkesin sosyal güvence hakkının tam ve eksiksiz olması gerekmiyor mu? Neden kriterleri değişik sistemler uygulanıyor. Bence asgari ücret ve en düşük emekli maaşı yoksulluk sınırının asla altında olmamalı. Bu ülkenin kaynakları, en düşük gelirliden başlayarak, en yüksek gelirliye denkleştirmeye yönelik pozitif ayrımcılıkla dağıtılması ve kullanılması gerekemez mi?

Öyle partilerin peşinde şakşakçılık seviyesine varan koşuşturmaca yapanlar, eğer bu dediklerim için tavır koyarak yürüseydi, şuan belki de bunların çoğu gerçekleşmiş, ülkede iki üç milyon kişi aşırı zengin, bir kesim iyi geçinebilen, kalan büyük çoğunluk da zor bela ayakta durmaya, yaşamaya çalışan durumda olmazdı.

            Herkesin bir evi, yoksulluk sınırının altında kalmayan ve enflasyon denen saçma bir algı düzenine ezilmeyen maaşı, her türlü kapsamı sağlayan sosyal güvencesi, tüm kurum ve makam karşısında eşit hakları ve saygınlığı olurdu.

            Ama ne yazık ki, ülkede bu hakları savunmaktan çok, şakşakçılık yapacak çıkarcı olan ve ülke kaynaklarını kendilerine yağlı kaymak olarak gören, ve bunlara kayıtsız şartsız biat edip inanan bir kesim var.

A partisi veya B partisi fark etmiyor. Çark çoğunlukla böyle dönüyor. Oy kapma strateji yapanlar, eğer ülke ve milletin refahı için bu kadar kafa yorum, stratejiler geliştirmeye çalışsaydı, şuan ülkemiz gerçekten dünyanın en ileri seviyede ülkelerinden birisi, bizler de sosyal olarak en refah seviyede bir hayata sahip olurduk.

Ülkede elbette işini çok düzgün ve Önce Vatan ilkesiyle yapanlar da var ama maalesef gerek yerel seçimlerde gerekse genel seçimlerde, bütün mesele sadece oy almak olarak kalıyor. Oyu alan da oy aldığı kesimdeki her türlü kaynağı, kendisine kaymak olarak alaşağı ediveriyor.

Sonuç olarak hem eşitlik lafta kalıyor hem de sosyalleşme ve refah denilen, bir türlü erişilemeyen düzeye ulaşılamıyor…

Ben bu seçimler de kimin nereye hangi partiden seçileceğinin çok önemli olmadığı kanısındayım. Çünkü öncelikle kişileri değil, niyeti ve kafayı değiştirmek ve düzeltmek lazım…

Bu düzende halk olarak, genelde kimsenin başı göğe bu güne kadar ermediyse, bundan sonra da ermez. Yine asgari ücret çok düşük, yine emekli maaşları yetersiz, sosyal haklar eşitsiz, yine işsizlik diz boyu, yolsuzluk, yoksulluk en büyük sorun olmaya devam eder. Ve ülkenin, illerin ve ilçelerin kaynakları çoğunlukla aynı kesime gitmeye devam eder. Hem de o eşit dağıtılması gereken insanların sırtından…

Çünkü maalesef halk olarak güç olup dik durmak, sorgulamak yerine, küçücük çıkarlarımızın esiri oluyoruz.

Bunlar benim fikirlerim. Eğer milletçe bir olursak nasıl hiçbir dış güç bizi etkileyemezse, iç güçler de esirmiş gibi düzenin esiri gibi göremez. Herkesin bir evi, eşit geliri, eşit hakları olur diye düşünüyorum.

Hepinize güzel bir hafta dilerim.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA