Kafanı gömdün, mabadın açıkta


Bu makale 2018-11-29 19:01:24 eklenmiş ve 143 kez görüntülenmiştir.
Oğuz ÖRNEK

 

Madeleine Staaf Kura.

Çeşme’de tapulu arazisine çöküldüğü mahkeme kararı ötesi Danıştay onaylı 104 mağdurdan sadece biri.

‘Kasadaki çürük elma misali’ bir RES yatırımına karşı mallarının peşine düşme cesaretini gösteren 2 kişiden sadece biri.

Neden çürük elma yatırım?

Yargı ‘çökmüşsün’ demiş, o itiraz etmiş, yargı yine çökmüşsün’ demiş, yine itiraz etmiş, yargı bir daha ‘çökmüşsün kardeşim’ demiş.

Diğer 102 mağdur sesini çıkarmamış, demek ki mağdur değiller’ diyen çıkabilir.

Madalyonun diğer yüzünde ‘korku’ var da ondan susmuş 102’si.

Neye güvenmiş de mahkeme mahkeme dolaşmış, adalete sığınma cesaretini göstermiş bu 2 kişi?

Önce yüreklerine, sonra adalete.

Kapı gibi mahkeme ve hatta ötesinde Yargıtay Değiştirilmez kararı ellerinde.

Bekliyorlar.

Neyi?

Mahkeme ile Danıştay’ın ‘yıkım ve terk’ kararını uygulayacak babayiğitliği.

*.*.*.*

Bana mektupvari bir ileti gönderdi.

Kendi sosyal medya hesabında da paylaşmış gerçi.

Aşağıdaki metin onun.

Sonunda 2 çift lafım daha olacak;

*.*.*.*

// Geçen gün Çeşme Belediyesi’nde Chp’ li yılların meclis üyesi Abdullah Aküzüm beyle Millî Emlâk’ta karşılaştım.

Selamlaştıktan sonra konuya girdim:

’Hazine arazilerine hatta şahıslara ait tapulu arazilere vahşice saldırıyorlar. İş makineleriyle dalıp doğal bitki örtüsünü yok edip işgal ediyorlar. Siz bir Çeşmeli meclis üyesi olarak bu talanı ve tecavüzü görmüyor musunuz?’’

Bey efendi benim soruma gayet sakin bir şekilde,’’Ne yapabiliriz?’’diye yanıt verdi.

Mutlaka yapacak bir şeyler vardır.

Başka Çeşme yok çünkü!

Ve sistematik bir şekilde suç işleniyor.

Çeşme talan edilip parçalanıyor ama standart cevap hazır;

“Ne yapabiliriz?’’ diyor.

Ne yapabileceğinizi söyleyeyim:

Bir soru önergesi, bir karar, bir dava, bir ceza, iyi bir örnek, bir basın duyurusu ya da bir halk toplantısı…

Çeşme’ye sahip çıkıp göreviniz yapılabilir mesela…

Çünkü yüzlerce adım atılabilir yeter ki doğru hedef ve niyet var…

RES’lerden konu açılınca;

 ‘’SUS’’, ‘’UNUT’’, ‘’DUR SÖYLEME’’ 

Halkın bu konudaki mücadelesine hiç destek vermediniz.

Çeşmelilerin toprağı ve hazine arazilerinin talan edilmesine de seyirci kalıyorsunuz ve halkın feryadına sessiz kalıyorsunuz.

Belediye var, meclis var ama talana ve tecavüzü karşı mücadele edecek YÜREK YOK!

Her soruya verilen yanıt aynı:

‘’Belediye olarak dava açtı. Başka ne yapabiliriz?’’

Evet, dava açılmış ama hangi konuda?

Çıkıp halka bir anlatın.

RES hakkında hangi açtığınız davayı var?

YANIT:

‘’Merak ediyorsanız gidin, hukuk servisinden öğrenin!’’

Anlaşılıyor ki Belediyenin açtığı RES davası hakkında hiç bir şey bilmiyor.

Danıştay’da vatandaş tarafımızdan açılan davada Türkiye için emsal olacak bir karar çıktığından Sayın Meclis Üyesi’nin haberi bile yok herhalde!

Ne yazık ki sanki umurunda bile değil.

Bu beyler Çeşme’nin ve Çeşmelilerin sorunlarına bu kadar değer veriyorlar.

Yüz yüze fırsat yakalarken, dedim ki ;

Yerli kızınız Esen Fatma Kabadayı Whiting bununla mücadelede nasıl yalnız bıraktınız?

“Aman o da hiç bişey yapmasın” gibi birşey dedi;

Anlayan varsa söylesin, ben anlamadım, çünkü bu kızınız başından beri haklıydı ve bugün haklılığı ortada!

Ben Milli Emlak’tan ayrılırken;

‘’Sizin kazandığınız davalarla gurur duyuyoruz!’’

Utanmadan dalga geçer gibi bunu diyor.

Gerçek budur!

Biz ne cevap verelim? //

*.*.*.*

Madeleine için ”Kocası Karadeniz’de hidroelektrik santralle dereleri kuruttu, burada çevre maskesiyle başka hesaplarda” şeklinde uyarılar dahi yapıldı bana.

Ne yalan söyleyeyim;

 ‘Çevre Katilinin Karısı Çevre Mücadelesinde’  yaman çelişki algısı ile kulaklarımı tıkadım bir süre isyanlarına.

Hidroelektrik santral ve kuruyan dereler konusuna yoğunlaştım.

Devlet ‘mal benim değil mi istediğimi yaparım’ demiş, dönülmez karar vermiş, hazine ihale etmiş, Karadeniz delikanlısı yabanın eline düşeceğini gözlemiş, inşaatçılık zaten serde, ata-baba ocağı topraklara biçilen ‘dönülmez ufkun akşamı’ gidişata gözü kapalı dalmış.

Yani devlet ‘Sen olmazsan yapan, mutlaka bir başka yapan bulunacak’ demiş, o da doğup-büyüdüğü topraklara bilgi-birikimini koymuş.

Ne kamulaştırma dalaveresi, ne bir mala çökme söz konusu Karadeniz’deki Hidroelektrik santralinde.

Ayrıca;

Biraz empati.

Bir an için Madeleine’nin ‘dereleri kuruttu’ denilen kişinin eşi olmadığını farz edelim;

Madeleine’in tapulu malının peşine düşmesinin yanında, toprağı ile bağlantılı yaşam hakkı unsurlarına yapılan tecavüze yine arkamızı mı dönecektik?

Kimin ne çevirdiği bir yana;

Deve kuşu kafasını neden kuma sokar bilir misiniz?

Bedeni kör göz parmak ortada olmasına rağmen;

Gizlenme eylemini, kafası ile sınırlı kuma girme olarak sanırmış da ondan!

Benim de dede malı İzmir’in göbeğinde, hem de körfez manzaralı, vergisi bana çatır çatır ödetilmesine rağmen, tapulu mal devlet güvencesinde olmasına rağmen, mahkemeler ‘haklısın, belediye gereğini yapsın’ demesine rağmen, suç olmasına rağmen elektrik-su-yol-otobüs kapısına götürülerek ödüllendirilmiş gaspçılardan yana mücadelem var.

Hem de dönümlerce alanı kapsayan.

Ben de mi rantçıyım bu durumda?

Üstüne;

Belediye Başkanı’ndan 5 senedir randevu istiyorum ve tek bir geri dönüş yapılmazken, gaspçının-arsızın-hırsızın ayağına gidiyor, ‘sizi buradan süpürtmem’ diyor belediye başkanı.

Bu ülkede sap ile saman yeterince karışmış durumda.

Rant ve rantçı ödüllendirilirken, hak arayanın dışlanıp-cezalandırılması da giderek yaygınlaşıyor.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA