SENİ UNUTMADIK ATAM! HİÇBİR ZAMANDA UNUTMAYACAĞIZ!..


Bu makale 2018-11-08 20:17:28 eklenmiş ve 67 kez görüntülenmiştir.
Hulusi ŞENEL

 

20 Yüzyılın dünyada en büyük devlet adamı Mustafa Kemal ATATÜRK 10 Kasım 1938 tarihinde aramızdan ayrıldı. Ama O her zaman ilkeleriyle, devrimleriyle kalbimizde yaşamakta, yaşayacakta.

Tanrı’nın rahmeti hep üzerinde olsun.

80 yıl önce kaybettiğimiz Atamızın rahatsızlığı eldeki belge ve bilgilere göre 1937 yılında ortaya çıkar. 1938 yılı başlarında da ciddî olarak hastalanır. Tamamen iyileşmeden Ankara'ya yaptığı yolculuk sonrası hastalığı daha da artar. Bu sıralarda Hatay sorunu nedeniyle Mersin ve Adana'ya geziye çıkan Atamızın hastalığı daha da artınca tedavi ve istirahat için İstanbul'a gider. Doktorlar tarafından, siroz hastalığı teşhisi konur. Deniz havası iyi geldiği için, Savarona Yatı’nda bir süre dinlenir daha sonra Dolmabahçe Sarayı’na nakledilir ve tedavisi burada devam eder.

Cumhuriyetin 15. Yıl dönümüne rahatsızlığı nedeniyle kutlamaya katılamaz ve kahraman Türk Ordusu'na yolladığı mesajında ülkemizi ve milletimizi Türk Silahlı Kuvvetlerine emanet ettiğini ifade ile şu mesajı yayınlar,,

 "Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!

Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini, dâhilî ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır " diyerek Türk Ordusu'na olan güvenini belirtir.

Atatürk'ün hastalığı tekrar şiddetlenir. Bütün memleketi derin bir üzüntü kaplar. Her Türk'ün kalbi onun kurtulması dileğiyle çarpmaya başlar. Ancak, kurtarılması için gösterilen çabalar sonuç vermedi ve korkulan oldu. Dolmabahçe Sarayı'nda 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş geçe Mustafa Kemal Atatürk ATAMIZ aramızdan ayrıldı.

Bu kara haberle, yalnız Türk milleti değil, bütün dünya yasa büründü. Bütün devletler onun cenaze töreninde bulunmak üzere temsilciler göndererek, Mustafa Kemal ATATÜRK’e karşı duydukları derin saygıyı belirten mesajlarda yayınladılar.

20.YÜZYILIN DEVLET ADAMI; MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’TÜR

Dikkat ederseniz son zamanlarda Atatürk’ün kurduğu çağdaş, laik cumhuriyetin temelleri iç ve dış ihanet gruplarınca değişik aralıklarla sarsılmakta. Atatürk inkâr edilmekte, çağdaş, laik yaşam ve Türk kimliği yok edilmeğe çalışılmakta.  Ne yazık ki, cumhuriyeti korumakla ve de ihlal edenleri cezalandırmakla görevli Cumhuriyet Savcılarımız bu haince faaliyetleri görmezden gelmekteler.

En acısı da nedir biliyor musunuz, Atatürk’ün kurduğu okullarda-üniversitelerde eğitim almış, belli bir kariyer sahibi olmuş bir takım aydınların, akademisyenlerin, sanatçıların ve siyasilerin bu çağdışı faaliyetlere destek vermeleri. Ama onlar güneşin balçıkla sıvanamayacağını bildikleri halde Atatürk’e ve yaptığı inkılaplara/devrimlere karşı çıkarlarken, Çanakkale’de, Sakarya’da mağlup etmiş olduğu yabancılar ise Mustafa Kemal Atatürk’ü hala dünyanın en saygın lideri olarak görmekteler.

Örnek mi istiyorsunuz, işte size yeni bir örnek;  Arnold LUDWIG, ABD’li bir Psikiyatri Profesörü. Türkiye'ye gelmemiş ama yazdığı “ King of the Mountain “ adlı kitabında 20.Yüzyılda ülkelerde yönetimde bulunmuş liderlerle ilgili bir araştırmaya yer vermiş. Araştırma 2000 lider üzerinde yapılmış. Bunlar içinde Saddam, Kaddafi, Mao, Roosevelt, De Gaulle, Nehru, Churchill, Hitler, Mussolini, Mandela, Stalin, Nasır’da var. 

Kitabın çalışması tam 18 yıl sürmüş. Devlet yöneten liderler belli ölçütlere göre değerlendirilmiş. Sonuçta Roosevelt ve Mao 30’ar puan alırken, Nehru 25, Churchill 22, Golda Meir 12, Fidel Castro 23, Lenin 28, Khomeini 23, Kennedy 15 puan almışlar. En büyük puan ise Atatürk’e ait olup 31 puanla sadece Atatürk ilk sırayı alıyor. Ve böylece  20.Yüzyılın gelmiş geçmiş en büyük devlet adamı unvanına  Mustafa Kemal ATATÜRK layık görülürken, bir İtalyan radyosu spikeri de Atanın vefat haberini verirken yüksek bir sesle şu cümleyi kullanıyor; “ Sezer, İskender, Napolyon ayağa kalkın büyüğünüz Mustafa Kemal geliyor!..”

Ne yazık ki, tüm dünya ülkeleri Atatürk’e büyük saygı duyarken, heykel veya büstlerini halkın görebileceği meydanlara, parklara koyarken, okullarında Atatürk’ün yaptığı devrimleri çocuklarına ders olarak okuturken, biz  hemen hemen her gün Atatürk’e hakaret edenlerle, heykel ve büstlerini kırıp dökmeğe çalışanlarla ilgili haberlerle karşılaşıyoruz!.

Şimdi gelelim içimizdeki çıkarcı, yalaka ve batı uşağı ihanetçi Atatürk, çağdaş, laik cumhuriyet karşıtlarının iftiralarının aksine, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşında mağlup ettikleri de dahil yabancıların Atamıza yaptıkları övgülere;

“Sizlere şunu söylemek isterim ki, Mustafa Kemal’e kâtip olmak isterim. Sebebi de onun her akşam sofrasında bulunup, yüksek fikirlerinden beslenmek dileğinde oluşumdandır. Böylece yeniden üniversite bitirmiş olacağım.” Fransız Başbakanı: Edoward Herriot

Mustafa Kemal Atatürk, kuşkusuz 20. Yüzyılda dünya savaşından önce yetişen en büyük devlet adamlarından biri, hiçbir millete nasip olmayan cesur ve büyük bir devrimci olmuştur”. İsrail Başbakanı: Ben Gurion

“Bana, bütün Avrupa’da bir devlet adamı daha gösterin ki, Dünya savaşı sonunda Gazi Kemal ölçüsünde ileriyi gören bir siyasi olgunluk örneği vermiş olsun”. Eski ABD elçisi: General Charles H. Sherrill

“Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğe bakın ki, o büyük dahi çağımızda Türk Milletine nasip oldu ve karşımıza çıktı”. İngiltere Başbakanı: D. Lloyd George

“Gazi Kemal, Padişahı ve Hilafeti ortadan kaldırdıktan sonra, tükenmiş bir imparatorluktan, asıl Türk’lerin yaşadığı toprakları kurtarmış ve ondan Yeni Türkiye Cumhuriyetini meydana getirebilmiştir”. Alman Yazar: Fon Miköş

“Lozan’ı o kazandı; son iki yüzyıldır ihtiyar Asya’nın, Avrupa’ya karşı kazandığı ilk zaferdir”. New York Times Gazetesi: ABD

“Atatürk, asker devlet adamı olarak çağımızın en büyük liderlerinden biri idi. Kendisi, Türkiye’nin dünyanın en ileri memleketleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Keza o, Türk’lere, bir milletin büyüklüğünün temel taşını teşkil eden, kendisine güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir ” ABD General Mc Artur

“Kemal Atatürk yalnız yeni Türkiye’nin sembolü değil, aynı zamanda çağımızın en ilgi çekici şahsiyetlerden biridir.” İtalya Başbakanı: Giovanni Leone

“Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye’nin doğması, yeni Türkiye’nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan etmesi ve o zamandan beri koruması, Atatürk’ün ve Türk halkının işidir. Şüphesiz ki Türkiye’de giriştiği derin ve geniş devrimler kadar, bir kitlenin kendisine olan güvenini daha başarı ile gösteren bir örnek yoktur”. ABD Başkanı: John F. Kennedy

“Sovyet Rusya Hariciye Nazırı Litvinof ile görüşürken kendisine, onun fikrince bütün Avrupa’nın en kıymetli ve en ziyade dikkate değer devlet adamının kim olduğunu sordum. Bana Avrupa’nın en kıymetli devlet adamının Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal olduğunu söyledi”. ABD Başkanı: Franklin D. Roosevelt

“Bir insanın değerinin ölçüsü, kendi alanındaki üstünlüğünü dostuna, düşmanına kabul ettirebilmesidir. İşte Atatürk bu yüceliğe erişmiş dâhilerden biridir. Bir ihtilalci olarak modern Türkiye’yi yaratmış, davasında muzaffer olmuş ve yüzyılımızın büyük devlet adamları arasına katılmıştır”. İngiliz Romancı: Somerset Mangham

“Atatürk modern Türkiye’nin kurucusu ve ulusunun reformcusudur. Onun güçlü önderliği sayesinde, ortaçağı yaşayan şarklı Osmanlı İmparatorluğunun zihniyeti yıkıldı ve diğer uluslar safında, uygarlıkça ileri, yapıcı bir seviyeye erişen ve durumunu devam ettirebilen modern gelişmiş laik bir Cumhuriyet kuruldu”. Encylopaedia Britannica

“Kemalizm ne faşizm ve ne de hümanizmdir. Bunların ikisi de ilerlemeyi ve tarihsel evrimi önleyici kuruluşlardır. Burada ise atılım sağlamak, uygarlıkça geri kalmış ülkeyi çağdaşlaştırmak için devrim yapılmaktadır. Bu Türkiye’nin gerçek devrimidir”. Yunan Tarihçi: Thomas A. Vasidis

“Üstün iradesi, tükenmez cesareti ve eşsiz diplomatik sezişi ile düşmanlarını dize getirdi. Fazilet ve ciddiyeti üç yılda memleketine yalnız askeri değil, aynı zamanda tam ve doyurucu bir siyasi zafer kazandırdı”. İtalyan yazar: F. Lerrone Di San Martino

“Atatürk, başı dumanlı doruklarda yüce bir dağ tepesidir. Siz ona yaklaştıkça, o yükselir ve aranızdaki mesafe sonsuza kadar baki kalır. Devirlerinde büyük gözüken, zamanla küçülen benzerlerinden farkı budur ve böyle kalacaktır”. Arriba Gazetesi: Portekiz

 “M. Kemal Atatürk, büyük bir askerdir, fakat barışseverdir ve bütün komşu devletlerle dostluk dileğindedir. Onun sayesindedir ki, Çin’den Tuna’ya kadar bütün uluslar aynı ülkünün çevresinde kardeşçe birleşmişlerdir. Bu ülkü şudur: Özgürlük ve ulusal egemenliği yabancı istilacılara karşı ne pahasına olursa olsun savunmak ve modern bir devlet kurulmasına çalışmak”. Çin-Tchang Yang Ye Lao Gazetesi

 “Türkiye denildiğinde akla, Yunan, Roma ve Bizans uygurlıklarından sonra, modern ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin ortaya çıktığı muhteşem tarih ve kültür gelir." Avustralya eski Genel Valisi: M. Jeffery,

“Ben de devrim gerçekleştirdim. Ama Atatürk’ün yaptıklarını yapamazdım. O’na ve devrimlerine hayranım. Kendinize başka bir önder aramayın.” Küba Devlet Başkanı F. Castro

" Siz biliyor musunuz; dünyanın en büyük liderine, Atatürk'e sahipsiniz." Bilim adamı Albert Einstein

İşte yabancıların Atatürk’e övgü dolu sözlerini de okudunuz. Ama bunları ne yazık ki, halkımıza, çocuklarımıza-gençlerimize okutamıyoruz, öğretemiyoruz.

MAĞLUP ANZAC KOMUTANIN ATATÜRK HAYRANLIĞI

İngiliz William Birdwood, Çanakkale savaşında Anzak Orduları Başkomutanlığını yapmış bir Mareşal olup,  asker ve donanım açısından daha üstün olmalarına rağmen Atatürk’e üç kere yenilir ve savaşta bacağından sakatlanır. Buna rağmen mağlup olduğu Atatürk’ün dehasına ve kişiliğine karşı büyük hayranlık duyar. Bu hayranlık savaş sonrasında da devam eder.

Atatürk vefat ettiğinde rahatsızlığına rağmen cenaze törenine katılır. Bacağını sürükleye sürükleye Atanın tabutunun ardında yürür. Geçici kabirde kılıcından destek alarak ayağa kalkar elindeki asayı kaldırarak selama dururken duygularını kontrol edemeyerek gözyaşı döker. İşte savaşlarda mağlup ettiklerinin bile sevdiği, saygı duyduğu Mustafa Kemal ATATÜRK.

Yabancıların savaşta mağlup ettiği düşmanlarının bile saygısını kazanan Atatürk’e ne yazık ki, kendi halkı içinden çıkan ahlâksızların var olması ülkemiz adına ne kadar acı!

Bu övgülerin ve saygıların bir protokol gereği söylendiğini kimse iddia edemez.

ATATÜRK TANRI’NIN SEVGİLİSİ, İSLÂMIN/İMANIN KILICI

Sözde Müslüman cemaatçi, tarikatçı, aydın, siyasetçi Atatürk’ü dinsiz, imansız, İslam düşmanı bile ilan ederlerken, Fransız Araştırmacı gazeteci Marcel Sauvage, İslam dünyasının Atatürk’e bakışını şu şekilde açıklıyor:  Mısır’dan Hindistan’a kadar bütün İslam diyarında, köylüler Atatürk’ü “Allah’ın/Tanrı’nın sevgilisi ”,  gerçek İslam din adamları da O’nu “ İslam’ın - imanın kılıcı ” diye andılar.”

Din siyasi, maddi çıkar ve koltuk-makam kapma aracı oldu. Maddiyatın-paranın, makam ve saltanatın ön plana çıkmasıyla, halkının yüzde 90’nından fazlası Müslüman olan ülkemizde “ Faiz haram, kazanç helâldir “ diyenler, saf ve cahil insanlarımızın alın teri birikimlerini ve fakir-fukaraya yardım edeceğiz diye topladıkları milyarlarca dolarları şahsi hesaplarına aktardılar. Sanki İslâm’ın üniformasıymış gibi insanlarımızı da bedevi Arap kıyafetlerinin içine soktular. Türk insanının/vatandaşının “ Ne mutlu Türküm diyene, Atatürkçüyüm, Milliyetçiyim “ demeleri faşistlik, ırkçılık hatta suç oldu.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucu sahipleri ve Atatürkçüler, “ NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE “ derlerken faşistle, ırkçılıkla suçlanırken, içimizdeki bazı malum dalkavuklar, batı işbirlikçileri bakın neler söylüyorlar/yazıyorlar dikkatle okuyun lütfen;

PKK’lı Leyla Zana, “Kürtlerin geleceği ve özgürlüğü için Türk askerinin kanının oluk oluk akması gerekir.”

Uyduruk roman yazarı Orhan Pamuk, “Kimse söylemiyor bari ben söyleyeyim. Türkiye'de 1 milyon Ermeni’yle 30 bin Kürt katledildi.”

Taraf gazetesi eski yazarı Ahmet Altan, “Toprak tek başına bir anlam ifade etmiyor. APO Türklere Allah’ın bir lütfudur. İnsanları öldürmek yerine Kürtlere istedikleri toprakları vermek gerekir.”

Zaman gazetesi yazarı Mümtazer Türköne, “Türk ordusu lağvedilmeli, Apo serbest bırakılarak ordunun başına komutan yapılmalı” diyebiliyorlar.

Ve bunlar böyle rahatça konuşup-yazabiliyorlarsa, devleti yönetenler, yasa yapıcıları, Cumhuriyet Savcıları ve devletin, milletin koruyucusu Türk Silahlı Kuvvetleri neden susuyor!.

Yazımızı burada Keçecizade İzzet Molla’ın “Cihan fitne fesatla harap olmaz. / Onu asıl harap eden cehalet timsali aydınların, bilginlerin dalkavukluğudur sözü: ile bitiriyor ve SENDEN ÇOK, AMA ÇOK ÖZÜR DİLİYORUZ  ATAM!. diyoruz.

e-posta: hulusisenel@yahoo.com


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA