AH BİR İSTESEN


Bu makale 2018-10-25 20:54:40 eklenmiş ve 333 kez görüntülenmiştir.
Çiğdem Adalı

 

“Yalancı ya da histerik gebelik diye de bilinen psödosiyezi son derece ender rastlanan ve antik çağdan bu yana belgelenmiş bir durumdur... MÖ 300’de Hipokrat 12 vaka kaydetmiş… Hatta 16.yüzyılda İngiltere Kraliçesi Mary’nin başına birkaç kez gelmiş bu olay…

Histerik gebelikte, gerçek gebeliğin tüm işaretleri ve belirtileri ortaya çıkabilir; mide bulantısı, göğüslerde hassasiyet, fetüsün hareket ettiği hissi ve kilo alımı. Kadının karnı tıpkı normal hamilelikte olduğu gibi büyüyebilir ve kadın gerçekten hamile görünür... Âdeti de kesilince hasta gerçekten hamile olduğuna inanır... Hormonal dengesizlik de genelde fiziksel belirtilere ve gebelik testinde yalancı pozitif sonuç çıkmasına katkıda bulunur. Kimi zaman stres, hipofiz bezi fonksiyonunu değiştirebilir ve bu da prolaktin hormonunda artışa yol açar... Sonuç olarak hasta gebe olmadığı halde süt üretmeye başlar… Hatta gebelik semptomları o kadar inandırıcı olabilir ki yalancı gebeliği olan tahmini beş kadından birine, tıbbi görevli tarafından bir noktada gebelik teşhisi konulabilir…

Genelde bu kişiler hamile kalma arzusuyla yanıp tutuşanlardır… Bu kişilerde öz saygı ve kimlik duygusu, bebek sahibi olmakla ya da en azından içinde bir bebek taşımakla yakından ilgilidir... Bazı kişilerde gebelik yalnızlığı aşmaya veya dikkat toplamaya yarayan bir unsur olabilir… Çocuk sahibi olmayan kimi kadınlarda biyolojik başarısızlık duygusu, zihni kandırarak kadını yalancı gebeliğe itebilir… Hamilelik, bazı kadınlara ise üreme veya bir erkeği elde tutma gibi güç verir...” diyor Garry Small “Bir psikiyatristin gizli defteri” isimli kitabında…

Yukarıda yazan satırları, hayret ile okudum… Evet, bu hastalığı daha önce duymuştum kadınların aslında gebe olmadığı halde kendini gebe gibi hissetmeseydi bu durum… Ancak konuyu detayı ile ele alıp, geniş açıdan baktığın zaman hayranlık duyulacak bir kapasite ile karşı karşıya kalmıştım…

Yanlış anlaşılmasın hayranlık duyduğum hastalık değil inancın, anatomiye olan etkisi…

Bir kadının, her hangi bir sebepten reglisi kesilebilir ya da yine her hangi bir sebepten karnı şişebilir… Ancak, bir kadının rahminde bebek olmadan memesinden süt gelmesi imkânsız denecek kadar zordur…

Oysa histerik gebelikte gördüğümüz durum bambaşka… Bir kadın sadece bebek sahibi olmak istediği için ya da rahminde bir bebek olduğuna inandığı için vücudundaki hormonların dengesini değiştirebilecek potansiyeli sahip…

Zihninde hissettiği arzu, istek ve duyduğu inanç o kadar güçlü ki, bu duygular biyolojik olarak bedenini etkileyebiliyor…

Üstelik bu durum sadece kadınlara özgü bir potansiyel değil… Cinsiyet ayrımı olmadan düşündüğümüzde herkesin iki kolu iki gözü bir burnu var ise aynı zamanda herkesin bir beyni ve o beynin bir potansiyeli var demektir…

Bu şartlar altında hayalini kurduğumuz her hangi bir şey hala gerçekleşmiyorsa, bir yerlerde eksik bir şeyler var diyebiliriz…

Ya o hayali gerçekleştirmek için yeterince çalışmıyoruz, ya da o hayalin olmasını gerçekten istemiyoruz demektir… Eğer böyle bir durumda iseniz önce bilinçaltınızı sorgulayın… Sorgulama sonunda gerçekten istediğiniz kanısına varırsanız, istediğiniz şeyin olmuş gibi hayalini kurun, arzulayın ve çalışın emin olun sizin olan size gelecektir…


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA