İNSANLIĞA YAĞMUR BİLİNCİ GEREK


Bu makale 2018-07-26 22:27:16 eklenmiş ve 1143 kez görüntülenmiştir.
Çiğdem Adalı

 

Onlar Urla’da bizim sitenin çocukları… Yaşları 8-13 arasında değişen, kız arkadaş grubu…

Yağmur Kaşdoğan, Ayla Deniz Eğinç, Ayşe Melek Gönülşen, Naz Demirci, Asya Ünal ve Ayşegül Yaşar…

Bir arkadaşlarına konan lösemi teşhisi ile “Arkadaşımız ve bu hastalığı yaşayan tüm çocuklar için ne yapabiliriz” düşüncesi ile yola çıkmışlar… Hastalık ile ilgili internet üzerinden araştırma yaparken LÖSEV ile tanışmışlar… Derneğin faaliyetlerini, gönüllü çalışma esaslarını ve bağış ile çalıştıklarını öğrenmişler…

Yaz tatilinin ilk günlerinde bahçede oyun oynarken yıllar önce yıkılmış, şimdilerde dört duvarı olmayan sitenin kafeterya alanı gözlerine takılmış… Herkes evinden sandalye ve masalar getirmiş… Duvarlarına afişler, girişe “Yardım Kafe” tabelası asmışlar… O günden beri annelerinin yardımı ile her gün kek yapıp, biz komşularına çay kahve satarak para biriktiriyorlar… Bu sene tatillerini hasta arkadaşları için çalışarak geçirecekler ve tatil sonunda biriktirdikleri tüm parayı LÖSEV’e bağışlayacaklar…

Ne gariptir ki onların bu erdemli davranışlarını, bazı büyükler anlamakta zorluk çekişmişler… Kimi “Çok gürültü yapıyorlar” diyerek ailelerine şikâyet etmiş, kimi ise geceleri onların özenle hazırladıkları afişleri yırtıp, süslerini astıkları ipleri koparmışlar…  O çocuklar ile sohbet ederken en etkilendiğim an, bu yaşadıklarını anlattıkları andı…

“Her gece bizim iplerimizi koparıp, afişlerimizi çıkardılar… Biz de sabah kalkıp yeniden astık… Hatta sandalyeden düşüp dizlerimiz kanadı ama biz yine de vaz geçmedik…”

Cümlenin güzelliğine bakar mısınız? Belki onlar farkında değil ama biz büyüklere ders niteliğindedir bu cümle... “Düştük, dizlerimiz kanadı ama vazgeçmedik”…

O çocuklar, iyilik yapabilmek, bir cana can katabilmek için kendilerinden yaşça, bilgice ve bedenen büyük insanlara karşı direniyorlar… Belki de bugün hiç birimizin yapamadığını ve hatta yapmadıklarını yapıyorlar… Kötülüğe karşı, kötülüklere karşı, iyilik uğruna, güzellik uğruna direniyorlar…

Bir haftadır onları düşündükçe, Şairin “Biz büyüdük ve kirlendi dünya” dizesi geliyor aklıma…

Her gün ayrı bir kötülüğe gözümüzü açarken artık hiçbir şey bizi şaşırtmaz oldu… Daha kötüsü ise hiçbir şeye üzülmez olduk… Öldürülen çocuklar, tacizler, tecavüzler, işkence yapılan hayvanlar…

Öyle bencil olduk ki ne birbirimizi dinliyor ne de anlamaya çalışıyoruz… Üstelik herhangi bir fikri bizimle aynı olmayan insanlara hakaret etmekte hiçbir sakınca görmüyoruz…

Bu hafta koca bir ülke yandı… İçinde yüzlerce insan diri diri yanarak öldü… Binlerce ağaç, bir o kadar hayvan yok oldu… Bu duruma sevinen insanları gördükçe yüreğim daha da sıkıştı… Nasıl olurda insanlar böylesi afetten zevk duyabilir? Nasıl olur da bir insanın yüreği bu kadar öfke dolabilir? Yüreklerinde taşıdıkları intikam duygusu hiç mi ağır gelmez onlara?

Oysa genetik kodlarımızda, her türlü duyguyu yüklü olarak geliyoruz dünyaya… Tüm duygular içimizde var olarak yaşamaya başlıyoruz hayatı… Sonrası ise bizim seçimimiz… Ya Yağmur ve arkadaşları gibi yaşadığımız hayata yakışacak şekilde faydalı olmayı seçeriz ya da onların iyi amaçlarını baltalamaya çalışan egosu yüksek, kibirli, bencil yaratılmışlar gibi koca bir ömrü boşa yaşarız...

Her ne kadar kötüler çoğunluk gibi görünse de, sonu mutlu biten masallara inanmayı tercih eden biri olarak, hala varlığını sürdüren iyi niyetli insanlara diyorum ki;

DİREN İNSANLIK! KÜÇÜK BİR ÇOCUK GİBİ KOCAMAN DİREN…


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA