NASIL HAYATTA KALDIK?


Bu makale 2018-07-05 19:30:15 eklenmiş ve 278 kez görüntülenmiştir.
Göksel Kayseri

 

70 - 80 - 90' lı yıllarda mı büyüdün? Nasıl oldu da hayatta kalmayı başardın?

Arabaların emniyet kemeri, kafalıkları ve kesinlikle hava yastıkları yoktu.  Arka koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi.

Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi. Ya da en azından kurşunlu, muhtelif zehirli maddeler ile boyanmıştı. Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev temizleyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu...

Kasksız bisiklete biniliyordu. Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan ya da muhtelif başka kaynaklardan kana kana su içilebiliyordu...

Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı, hava kararmadan önce eve dönmekti.

Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. Özgüven ve sorumluluğumuz vardı. İnanılmazdı...

Okul öğlen bitiyordu... Ve öğlen yemeği için evimize geliyorduk.

Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu. Kendimizden başka kimse sorumlu değildi.

Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk, gerçek şekerli içecekler içiyorduk. Hiç kilo sorunumuz olmazdı, çünkü hep dışarda oynardık, aktif olarak...

Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk, aynı bardaktan içebiliyorduk ve kimse bu yüzden ölmüyordu.

Playstation, Nintendo 64, X boxes, vídeo oyunlarımız, 99 kablolu kanalımız, dolby surround, cep telefonumuz, bilgisayarımız, internet de chat odalarımız yoktu. Onun yerine ARKADAŞLARIMIZ vardı, hem de bolca!

Yürüyerek veya bisiklet ile uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyorduk, kapılarını çalıp hatta çalmayarak içeri girip onları oyun oynamaya çağırabiliyorduk! İlkokul çağlarımızda tek başımıza otobüse, dolmuşa binerek bir yere güvenle gidebiliyorduk. Kendi başımıza alışveriş yapabiliyorduk.

Evet dışarda, o acımasız korkunç dünyada! Korumamız olmadan! Nasıl mümkün oluyordu bu?

Sokakta bile tek kale maç yapardık ve birisi takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmazdı ya da dünyanın sonu gelmezdi.

Maç yaparken topla camını kırdığımız komşumuz, topumuzu kesmekle tehdit ederdi. Saygıda kusur etmezdik, sevgimiz de esirgenmezdi.

Bazı öğrenciler diğer öğrenciler gibi başarılı değildi ve sınıfta kalabiliyordu. Fakat bu yüzden kimse psikoloğa ya da pedagoga gönderilmiyordu. Kimsede dislexia, konsantrasyon sorunu veya hiperaktivite yoktu, basitçe o okul yılını tekrarlıyordu.

Okulda öğretmenlerimiz bizi azarladığında veya ceza aldığımızda velilerimiz öğretmenin, müdürün kapısına dikilmezdi. Eti senin, kemiği benimdi.

Özgürlüğümüz, üzüntülerimiz, başarılarımız, görevlerimiz vardı ve bunlar ile yaşamayı öğreniyorduk.

Soru: nasıl oldu da bütün bunlara rağmen hayatta kalmayı başardık? Ve daha da önemlisi kendi kişiliğimizi bu şartlar altında nasıl oldu da geliştirebildik?

Sen de bu kuşaktan mısın? Şimdiki çocuklar büyük bir olasılık ile bizim yaşama şeklimizi sıkıcı bulacaklar fakat bizler çok güzel ve mutlu yaşadık!

Değil mi?


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA