UYANIŞ


Bu makale 2018-05-17 18:54:14 eklenmiş ve 1304 kez görüntülenmiştir.
Doğa Deniz KAYSERİ

 

Takdir edilmesi gereken tek şeyin “başarı” olduğunu düşündüğümüz için, başladığımız işlerde başarılı olamama ihtimalimiz yüzünden gerekli çabayı sarf etmediğimizi düşünüyorum.  Oysa başarılı olmaktansa cesaret edip risk almak çok daha büyük bir emek…

Her insan bir kapalı kutudur. En çok konuşan kişi bile asla anlatması gerekenleri anlatmaz. Hayatının her detayını anlattığını sandığımız insanlar bile koskoca hayatının belli kesitlerini anlatır. Yaşadığımız her şeyi anlatamayız. Bazı şeyler bizde kaldığı zaman özeldir. Kendimizi bir kozanın içinde sakladığımız için hayatımızda o kozanın içinde geçiyor. Uçmak… Çok büyük bir kelime gibi geliyor.

Hayatımızı “güvenli alanımızda” yani kozamızın içinde geçirmemizin nedeni belki de korkularımız. Çünkü en korkusuz gözükenin bile bir korkusu vardır. Korkularımız ve zaaflarımız ile barışmamak bizi kozanın içinde bir ömür yaşamaya mahkûm bırakıyor. Hâlbuki korkularımızla yüzleştikçe, korkulacak bir yanı olmadığını hissediyoruz. Bir kere yenmeyi başarırsak, daha büyükleri ile baş etmeye cesaretimiz olur.

Bu korkularımız, zaaflarımız ve tabii ki tabularımız yüzünden belli sınırlar içinde tıkılı kalıp, hedeflerimize ulaşamıyoruz. Bahane bulacak o kadar çok şey var ki… Cesaret etmememiz için milyonlarca sebep var. Bir işi başaramamaktan korkup, bir köşede saklanınca daha çok uzaklaşıyoruz. Neyden mi? Hayalimizdeki hayattan…

“Ya yeteri kadar çabalayıp yine de başaramazsam? Ya insanlar salak olduğumu düşünürse? Ya kaybedersem?”

Peki kazanırsak? Belki de tüm olay istemekte ve istediklerimiz için o ilk adımı atmakta… Siz sanıyor musunuz ki; herkes süper zeka olduğu için başarılı oluyor? İnsanlar çalışarak başarılı oluyor. Siz uyurken, onlar çalışıyor. Siz sosyal medyada gezinirken, onlar çalışıyor. Siz deveyi pire yaptığınız şeylerle cebelleşirken, onlar çalışıyor. Ve maalesef aynısı benim için de geçerli. Ben burada bunu yazarken, benim rakiplerim benden onlarca soru önde oluyor. Ama işte bahaneler…

Etrafınızda sizi her zaman destekleyecek ve motive edecek insanlar olsun. Sizi bahanelerinizden uzaklaştırıp, hedeflerinize yönlendirecek insanlar… Mesela, geçen gün okulda sınavım vardı. Yapamayacağımdan o kadar emindim ki. Bir arkadaşımla bu konuyu konuşuyorduk; “Kesin kalacağım bu sefer” dedim. Sınav kâğıtlarından sonra imza kâğıdı dolaşıyordu. Kâğıt ilk ona geldi ve benim imza atacağım bölüme “istersen, yaparsın” yazmış ve evet o sınavdan kalmadım. Gayet güzel bir notla geçtim. Çünkü insanların bana inandığını hissettim. Etrafımızda gerekirse bize bizden çok inanan insanlar olmalı. Düştüğümüzde kaldırmaktan ziyade düşmememiz için çabalayacak insanlarla tüm hayatımızı donatmalıyız.

Umarım bu yazı hepimizin için bir uyanış olur. Bahanelerden uzaklaşıp, hayallerimize giden o ilk adımı atmamızı sağlar. Başaramazsak, nerede hata yaptığımızı görürüz. Denemezsek, her zaman kozamızda kalırız. Dışarıda koca bir dünya var. Cesaret edip, uçmanın vakti…


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA