KILAVUZU TARTIŞALIM


Bu makale 2018-04-12 15:56:09 eklenmiş ve 773 kez görüntülenmiştir.
Şevket Atalay

 

Kılavuzu karga olanın diye başlayan atasözünün devamını herkes biliyor. O yüzden kılavuz meselesine dikkat etmemiz lazım.

 

7 Nisan 2018 günü İstanbul Boğaz’ında meydana gelen kaza Kanal İstanbul'u yeniden gündeme taşıdı.

 

İstanbul Boğazı’nda kazaların ne kadar tehlike yarattığı ve bu yüzden Kanal İstanbul'un yapılması fikri, Pensilvanya yağdanlığını unutturmak uğruna kahve tarihçisi haline düşen İlber Ortaylı tarafından bile dile getirildi.

 

İyi de hakikaten gerekli mi kazaları önlemek için, Kanal İstanbul yapılması?

 

Mevcut durumda Montrö Sözleşmesi gereği boğaz geçişinde kılavuz alma zorunluluğu yok. Kılavuz alma durumunda ise kılavuz kaptanın geminin seyrine müdahale yetkisi yok. Gemide kılavuz kaptan olsa bile dümen gemi kaptanının elinde. Yani kılavuz kaptanın yaptığı iş danışmanlık. Son kaza sırasında kaydedilen konuşmalarda da bu açıkça gözüküyor. Kılavuz kaptanın uyarılarına rağmen dümendeki kaptan demir atmakta gecikiyor ve olanlar oluyor. Burada şeytanın avukatlığına soyunup "özellikle mi kaza yaptı?" demek bile mümkün. Biz şeytanın avukatlığını bir kenara bırakıp çözüm arayalım.

 

Bunun için yapılması gereken Montrö'ye ek tanımlar getirmek. Güçlü olan her devlet uluslararası hukukun yanına kendi hukukunu da eklemeyi başarır ve uygulatır.

 

Gelin, İstanbul Boğazı’nda kılavuz kaptan ücretini kaldıralım. Geçen tüm gemilere bedava kılavuz kaptan vermenin maliyeti kırk milyon doları bulmaz. Yılda 40.000 gemi geçiyor. Gemi başına 1.000 USD maliyet çıkarsak bu kadar tutar.

 

Kılavuz kaptanları danışman statüsünden çıkaralım, "zorunlu yönetmen kılavuz kaptan" haline getirelim. Türk Ticaret Kanunu’ndaki eksiklileri giderelim.

 

Zorunlu yönetmen kılavuz kaptan zorunluluğu için; İstanbul Boğazı’nı UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine ekletelim. Bu kültür mirasını koruma zorunluluğunu tanımlayalım. Tabi, bunun yanında İstanbul Boğazı’nın doğal haline sapladığımız çirkinliklerden vazgeçelim. Sadece su yolu olarak değil görünüm olarak da koruyalım.

 

Dünya kültür mirasından geçecek gemilerde aranacak teknik şartnameleri düzenleyelim ve Boğaz trafiğine çıkmadan teknik kontrol zorunluluğunu hakkıyla uygulayalım.

 

Bütün bunların hepsini yapacak kudrete ve bilgi birikimine sahibiz.

 

İstanbul Boğaz geçişine getireceğimiz bu düzenlemelere hiç bir devlet itiraz etmez. Böylece Montrö Antlaşması da geçerliliğini korur.

 

Biz de ülke olarak Kanal İstanbul'a henüz ölçülemeyen doğaya verilecek zararların yanında otuz milyar USD üzerindeki bir bedeli ödemekten kurtulalım.

 

Kargayı kılavuz bellemeyin, tartışın. Burnumuz sağlam kalsın...

 

11.04.2018 - M. Şevket Atalay

    


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA