SANAT


Bu makale 2018-03-01 19:07:56 eklenmiş ve 706 kez görüntülenmiştir.
Şevket Atalay

 

Sanat, ilkbahar rüzgârıdır, ürperten bir tazelikle etkileyen.

 

Sanat, nitelik ile nicelik arasındaki farktır.

 

Sanat yapmak, kendi alanında daha önce yapılmamış söylenmemiş olanı ortaya çıkarmaktır.

 

Bu yüzden sanat eseri tasarlayan için o alanda daha önce yapılmış olanların kaç tane olduğunun önemi yoktur.

 

Sanatçı bunları saymaz, tasnif etmez. Birbiriyle kıyaslamaz. Onlar bir kenara, üzerinde çalıştığı sanat eseri bir başka köşeye. Eser tamamlandığı anda başköşeye oturmayı hak etmelidir sanatçının gözünde.

 

"Bu hafta iki tablo yaptım" veya "üç şiir yazdım" demez sanatçı. Sanatçı sadece duygularını ifade eder yapıtıyla.  Sanatçı için yapıtlarının sayısı önemli değildir.

 

Kaç eser yaptığı, diğer sanatçılarla benzerliği, farkı gibi konular sanatçının ilgi alanında değildir. Bu sanat tarihçilerinin, edebiyat fakültelerinin işidir. Sanatın nicel yanlarıyla onlar uğraşırlar. Ki; bu da bilimin bir koludur.

 

Sanatçının aşma kaygısı kendisiyledir. Bir müddet sonra kendi yapıtlarında henüz ifade etmediği eksikliği, duyguyu bir başka yapıtıyla aşma peşinde koşar. Bu, sanatçının sadece kendisiyle paylaştığı sırdır.

 

Onun için önemli olan, bin yıl sonra bir aşığın sevdiğine kendisinin iki dizesiyle seslenmesi veya kişilerin heykelinin önünde saatlerce kalabilmesi hayalidir.

 

Sanatçının önemi ise bunlardadır. Nitelikli eser üretmek. Nitelik sahibi olabilmek. Farkı yaratabilmek. Etrafındakilere farklı düşünceler sunabilmek.

 

Olagelenden, devam edenden farklı düşünceler farklı yaklaşımlar olabileceğini göstermektir sanatçının işi. "A, böyle bir düşünce, böyle bir anlatım da varmış. Demek ki alışılagelen böyle gitmeyebilir" dedirtebilmelidir.

 

Bu nedenle sanat ışık tutar topluma, ufuk açar. Toplumlar sanat insanlarının eserleriyle gelişirler. Elbette ki sanatın sağladığı gelişim nicelleştirilemez. Ölçülemez.

 

Sanat eseri üretilebilmesi içinse farklı olanın, yapılmamış olanın yapılabileceği özgür düşünce gereklidir. Bu bilim içinde böyledir.

 

Bilim ve sanat sorgular. Bilim ve sanat olmadan gelişmenin sağlanması mümkün değildir. Bilim ve sanatın gelişmesi için gerekli olansa sorgulayan insanlardır.

 

Sorgulamanın önündeki en büyük engel dogmalardır. Dogmalar sorgulamayı reddeder. Dogmalar tekrarlar. Dogmatikler ancak mevcut olan bilgiyi öğretebilir.

 

Oysa tekrarla bilim ve sanat üretilmez. Bu yüzden dogmaların yönettiği toplumlar bilim ve sanat üretemezler. Bilim ve sanatın olmadığı yerde de nitelik olmaz. İşte, bu yüzdendir dogmatik toplumların nicelik peşinde koşması.

 

Nitelik konusunda eksikliklerini nicelikle aşmaya uğraşırlar. "En" sözü onlar için önemlidir. Çok kullanırlar. En iyisini onlar yapmalıdır.

 

En güzel ülke onlarınkidir. En geniş yolları onlar yapmışlardır. Köprü yapacaklarsa en uzunu olmalıdır, tünel en derini. Konuşurken en derin saygılarını sunarlar.

 

Oysa sanatçıların ve bilim insanlarının farkları niteliktedir. Eserleridir.

 

Bunu bildiklerinden dogmatikler, sanatçıları ve bilim insanlarını sevmezler. Çünkü sanatçıların ve bilim insanlarının onlar gibi enleri yoktur. Nitelikli farkları vardır.

 

Sanat yoksa gelişme yoktur.

 

Dogmatikler "en" olabilirler, ama "eser" üretemezler.

 

İlkbahar rüzgârlarımız hiç eksik olmasın...

 

24.02.2018 - M. Şevket Atalay


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA