İNANÇ VE GÜVEN


Bu makale 2018-02-15 19:21:57 eklenmiş ve 524 kez görüntülenmiştir.
VELİ ÇITAK

 

İnanç ve güven tehlikeli alışkanlıklardır. Bizi yönlendirenler inanç ve güveni meziyetmiş gibi gösteriyorlar. Demek ki bunlara birilerinin ihtiyacı vardır.

Güven ve inanç bir zenginleşme sisteminin gelişmesi için önemli koşullardır. Güvenen bir insan hesaplayandan daha kolay aldatılabilir” (E. A. Rauter, Düzene Uygun Kafalar Nasıl Oluşturulur).

Paranın güç bakımından tartışmasız birinci sıraya yükselmesi toplumda değer yargılarını alt-üst etti. Güven, hoşgörü, kibarlık konularında ısrar edenler her an haksızlığa uğrayabiliyor. Artık çevremizde bu tür haberler çokça konuşulur oldu.

Bankalar, zenginler güvenmezler, anlaşma yapar işlerini sağlama alırlar. Ama fakirlerden güvenmelerini, inanmalarını isterler. Güvenenler çok aldatılırlar. Güvendikleri, inandıkları için yoksullaşırlar.

Akıllı olmamız, dikkatli olmamız kandırılmayacağız anlamına gelmez. Çünkü davranışlarımızı belirleyen koşulları biz saptamayız. Bize hangi bilgilerin verileceği konusunda etkimiz sınırlıdır.

Bilmediği amacı gerçekleştirmek, soru sormamak makinaların özelliğidir. İnsan da sadece çalışmaya, itaat etmeye alıştırıldıysa bir kralı, bir patronu, malını korur, onun kulu kölesi olabilir.

Haksızlığın kolay barınabildiği bir diğer yer de hoşgörüdür. Haksızlık höşgörülmeye başlayınca yavaş yavaş hak sayılmaya, sonra zorla kabul ettirmeye varır. Bu süreçte haksızlık normalmiş gibi algılanmaya başlanır. Haksızlığı yapan kişi güç kazanır ve kazandığı güçle zorbalaşır. Artık ona güç yetirmek zordur.

Doğru söylemek istemeyen kişi lafı eveleyip geveler anlaşılmaz şeyler söyler. Böyle kişiler bir de doğruymuş gibi rol yapabiliyorsa başarılı olurlar. Neden, çünkü toplum soru sormaya alıştırılmamıştır. Soru sormak görgü kurallarına aykırı bulunur. Oysa insanlar soru sorabilseler bu kişiler sorgulanır, düşüncesi tam olarak öğrenilir.

Ekonomiden kaynaklanmayan hiçbir toplumsal görünüm yoktur. Buna karşın okulda ekonomik işleyiş öğretilmez.

Yoksul milletvekili var mı? Eğer yoksa yoksulun, evsizin halinden nasıl anlar?

Asgari ücret, maaş zammı üç kuruşluk konular aylarca günlerce konuşulur, devlet bütçesine yükü tartışılırken çok düşüncelidirler(!) Kendi maaşlarının, yolluklarının artırılmasında hiç tartışma duydunuz mu?  Türkiye'de milletvekilinin maaşı asgari ücretin yaklaşık 15 katı(başka ülkelerde açıkara daha az). Maaşa ek olarak, alınan görevler için yolluklar, özel araç, şoför, güvenlik, ballı emeklilik var. Dayalı döşeli bir odası, iki yüksek maaşlı sekreteri var. Yemekler bedava gibi ucuz, iletişim, sağlık giderleri sınırsız ve parasız.

Kaç milletvekili buradaki olanakları teper? Eğer bir ülkede aşırı zenginleşenler varsa yoksullaşanlar da vardır. Bir ailede bir kişi sofrada hakkının iki katını yediyse bir kişi aç kalmış demektir.

Sıraladığımız konularda bizim yanlış yönlendirildiğimizi sonucu çıkarılabilir. Eğitimdeki yanlışları öğretmene yüklersek, “öğretmenleri kim yetiştiriyor?” sorusunun yanıtını da bulmamız gerekir. Örneğin öğretmenlerin ekonomi bilgisizliği en az öğrenciler kadardır. Din adamının da siyasetçinin de görevi insanları bu konularda düzene uygun hale getirmektir.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA