YERLİ VE MİLLİ


Bu makale 2017-12-07 13:01:47 eklenmiş ve 235 kez görüntülenmiştir.
Göksel Kayseri

“Yerli ve Milli” son dönemde keskin bir şekilde siyasi jargonumuza ve gündemimize oturdu.

Milli tanklar, milli arabalar, basın toplantılarında her yıl yenileri tanıtılan milli prototipler derken sanattan gündelik yaşama bir yerlilik ve millilik standardı talep edilir oldu.

İyi de bu yeniden icat edilen “yerli ve milli” ne demek?

Yerli, yurt içinde yapılan ya da yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan, içinde bulunulan bölgede, yerde yetişen anlamlarında bir sıfat iken; Arapça kökenli olan milli kelimesi, kelime yapısını millet sözcüğünden alarak, millete özgü, ulusal, milletle ilgili olan anlamlarını ifade eden bir sıfattır.

Özlenen Yerli ve Millilik ise gerçekten, bana göre çok önemli konuları atlamışız demektir. Sağlıklı bir toplumun ve nesillerinin yetişmesi için gereken unsurlar yerli ve milliliğin ilk koşullarıdır.

2014 verilerine göre Türkiye 2004 2014 yılları arasında ekilen ve dikilen tarım alanlarının yaklaşık yüzde 10'unu, çayır ve mera alanlarıyla toplam tarım alanlarının ise yüzde 6,4'ünü kaybetti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2014 sonu itibarıyla Türkiye'de ekilen ve dikilen tarım alanı 23 milyon 943 bin hektar, çayır ve mera arazileriyle toplam tarım alanı da 38 milyon 560 bin hektar olarak belirlendi.

Tarım alanlarının yüzde 40,9'unu tahıllar ve diğer bitkisel ürünleri, yüzde 10,6'sını nadasa bırakılan tarım toprakları, yüzde 2'sini sebze bahçeleri, yüzde 0,01'ini süs bitkileri, yüzde 8,4'ünü meyveler, içecek ve baharat bitkileri, yüzde 38'ini de çayır ve meralar oluşturdu.

2004 yılı ile kıyaslandığında 10 yılda toplam tarım alanının yüzde 6,4, yani 2 milyon 650 bin hektar azaldığı görüldü. 2004 yılında Türkiye'nin toplam tarım alanı 41 milyon 210 bin hektar idi.

Nereye gitti bu kayıplar? İnsafsızca yapılan inşaatlara, erozyona, bilinçsizce yapılan ilaçlamalara, yok edilen ormanlar…

Çiftçi, binbir emekle ürettiği sebzesi, meyvesi, hububatı maliyetinin altında fiyatla elinden alınırken toprağa küstürüldü. Öte yandan vatandaşın ihtiyacı, ithal edilen tarım ürünleriyle karşılandı. Çiftçiye destek olunması gerekirken neredeydi bu yerli ve millilik kavramı?

Ülke nüfusumuz her geçen gün büyük bir hızla artıyor. İnsanımızın en temel ihtiyacı beslenme. Sağlıklı, yerli ve milli bir şekilde beslenemiyorsak (ki bir zamanlar kendi kendimize yetebilen nadir ekonomilerden biriydik), şapkamızı önümüze koyup düşünmenin zamanı çoktan gelmiştir. Rusya’ya domates ihraç edince sevinen bir ülke olmanın yanında, laboratuvar testlerinden geçmeyen ve ülkemize iade edilen ürünlerin akıbeti nedense açıklanmıyor. Bizler de ara sıra ucuzlayan çarşı pazara seviniyoruz.

Dünya’da üretilemeyen tek kaynak topraktır. Arabayı, tankı, uçağı üretmek insanın elinde.  Ama toprağı üretemezsiniz.

Aynı annelerimizin dediği gibi “dışarıdan aldığınız gıda maddeleriyle beraberinde gelen hileleri de kabul edersiniz ve zamanla sağlığınızdan olursun. Evinden beslen çocuğum, paran da cebinde kalsın”

 

O nedenle önce besin maddelerimize yerlilik ve millilik standardını getirmeliyiz. Bireyler sağlıklı, yerli ve milli olursa gerisi zaten kolay.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA