SINIRSIZLAŞMAK


Bu makale 2017-10-12 18:13:40 eklenmiş ve 416 kez görüntülenmiştir.
Şevket Atalay

Sınır nerede başlar, nerede biter? Sınırları nasıl belirleriz?

Konuya felsefi olarak yaklaşırsak "sınırlar olmamalı, tüm dünya tek devlet olmalı" diyebiliriz.

İyi de, ortada insanların birlikte yaşamaya başlamasından beri geliştirdikleri ve günümüze kadar gelen birlikte yaşam kuralları dizisi var. Bu kurallar "biz ve ötekiler" kavramını oluşturmuş durumda. Ötekilerle aramıza sınırlar çizmişiz. Bu sınırlar çizilirken her zaman tek bir gerçek öne geçmiş. Güç. Güçlü olan, gücünü kullanarak çizmiş sınırları.

Sınırlar değişir mi, değişirse nasıl değişir? Değişir elbette, güç kullanarak değişir. Dünyada mevcut sınırların tamamı daha önce mevcut başka sınırları değiştirerek çizilmiştir.

Mesela bu günlerde çok konuştuğumuz Musul. Hani günümüzde 83 diye plaka düzenleyenlerin olduğu, 1918 Mondros Mütarekesi ile Osmanlılara ait olduğu imza atanlarca kabul edilen yer. Anlaşmanın imzalanmasından 9 gün sonra anlaşmaya imza koyan İngilizler askerlerini Musul'a göndermişler, zamanın hükümeti Osmanlı Padişahının da iradesiyle askerlerimizi Zaho'ya çekerek Musul'u İngiliz'in gücünden çekinip tek bir kurşun atmadan terk etmiştir. Yani, İngilizler anlaşmaları hiçe sayarak güçlerini gösterip Osmanlının sınırlarını değiştirmiştir.

Devlet olmanın birinci şartı; sınırlara sahip olmak ve sınırlarını koruyabilmekten geçer. Eğer askeri ve ekonomik olarak güçlüyseniz bunu başarabildiğiniz gibi sınırlarınızın ötesinde de hükümranlık elde etme arzusunda bulunabilirsiniz.

Peki, günümüzde mevcut sınırları belirleyen en önemli etmen nedir? Sınırlar hangi etmen temelinde çizilmiştir ve değiştirilmektedir?

Tarihe baktığımızda "ümmet" kavramıyla yapılmış bazı savaşlar olsa da, günümüzdeki sınırlar "millet" esasında şekillendirilmiştir.

Demek ki günümüzde sınırların harcı, tutkalı "ümmet" değil, "millet" kavramıdır.

Ne yazık ki ülkemizde son on beş yılda kavramların anlamını ve bilgiyi önemsemeyen bir iktidar bulunmaktadır. Bu nedenle de harç zayıflamıştır. "Ümmet" kavramını en başa koyacağım derken, "ümmi" olmayı değer haline getirmiştir. Cahilliğe övgü düzen kerametleri kendinden menkul "ümmi" tarikat şeyhleri, oy pazarlıklarıyla devlet içinde söz sahibi hale getirilmiştir.

Ümmi'lerin iktidarı sonucu devletimizin sınırları tartışılır hale gelmiştir.

Mevcut hal ve vaziyetimiz budur.

Kifayetsiz muhteris ümmi'ler karar verici halden çıkarılmazsa, felsefi anlamda kalması gereken "sınırsızlaşma" kapımızdadır.

 

11.10.2017 - M. Şevket Atalay

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA