BİLİNMEYENİN GİZEMİ


Bu makale 2017-07-06 19:06:59 eklenmiş ve 503 kez görüntülenmiştir.
Doğa Deniz KAYSERİ

“Canlı” duyuları olan bir varlıktır dolayısıyla hisleri vardır. İnsanlar ise fiziksel ve ruhsal olarak en karmaşık canlılardan biridir. Ruhunu yok eden bir duygu aynı zamanda onun hayatta kalıp, savaşmasını sağlayabilir…

İnsan, doğduğu gün hayat denen bir savaşa başlar. Bu savaş hayatı boyunca devam eder. Her mücadeleden bir şeyler kaybeden insan aynı zamanda her mücadeleden yeni şeyler kazanır. Bu yüzden insan için her kazanış bir kaybediş, her kaybediş bir kazanıştır. Bu sonu muamma olan savaşta her insanın güçlü kalmasını sağlayan bazı olgular vardır. Aşk gibi, aile gibi, kin gibi, sevgi gibi... İnsanı en derinden yaralayan olgular onun hayat denen savaştaki en keskin bıçağıdır. Ve bu yüzden “insanı en çok en sevdiği yaralar” derler… Chuck Palahniuk bu konuya değinmişti; “ insan sevdiklerini öldürür diye bir söz vardır ya; aslında bakın insanı öldüren de hep sevdiğidir.” İnsan hep en sevdiğini yaralar bu yüzden de insanı en çok yaralayan en çok sevdiğidir.

Peki, bu savaşı nasıl kazanırız? Kazanamayız. Çünkü hayat hepimizden daha büyük. Yeryüzünde satrançtaki gibi şahımızı korumuyoruz. Tahmin etme lüksümüz yok. Her şey sürpriz. Bir sonraki hamle belirsiz. Tam kartları saymışsındır, kaç yedili var bilirsin hayat sana hep bir fazlasını çıkarır ya da hep bir tane eksiltir. Zaten öbür türlü savaşmanın bir zevki kalmaz. Tahmin edilebilen her şey bir süre sonra insana sıkıcı gelir. Her ne kadar bilmediğimiz şeyleri sevmesek, korksak bile yine de yine de onlara muhtacız. Biraz komik, biraz acıklı bir durum bu. ( Evet evet trajikomik derler ona)

İnsanın kendi hatalarına “her zaman” objektif bakabilmesi imkânsızdır çünkü kendini savunmak ister. Bukalemunu korkutunca nasıl rengini değiştiriyorsa, insan da burnundan kıl aldırmaz. Haklı çıkmak için çabalar durur. Şu savaşta zaten yorulmuşuz, bir de üstümüze diğer insanlar gelince insanın tepesi atıyor. Herkes hayatta özgürlüğünü istiyor. Her şeyi yapabilsin, her şeyi söyleyebilsin, her yere gidebilsin. İnsan her şeyi ister, elde edince de bir süre sonra hiçbir şeyi istemez. Zaten özgürlük tam olarak nedir ki? Kendi kurallarını koymak mıdır özgürlük? Dilinin kemiğinin olmaması mıdır? Eğer herkes her istediğini yaparsa, “insanlık” nerelerde sürdürülecek?

Savaşlarda hep iyiler kazanır demeyeceğim çünkü ne hayat kötü ne de biz hayattan daha kötüyüz. Sadece kendi savaşımızı verirken herkesin aynı savaşla farklı koşullar altında savaştığını unutmamalıyız. Herkes hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bir savaş veriyor, kibar olmalıyız. Belki bu savaşı hiçbir zaman kazanamayız ama “insan olmak” ve “insan kalmak” için yeterince çabalarsak kendi kişiliğimizden parçalar kaybetmemiş oluruz.

Velhasıl kelam gittiği yere kadar savaşalım be. Bazı şeyleri umursamayalım, devam edelim. Herkes yenildin dese de devam edelim. Çünkü devam etmedikçe ne şartlar altında savaşacağımızı, savaşın bize neler getireceğini asla öğrenemeyiz.

 

Bırakın bilinmeyenin gizemi sizi de sarsın… 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA