“EN BÜYÜK PROJEMİZ SEVGİYLE HİZMET”

CHP Urla Belediye Başkan Adayı Burak Oğuz ile röportaj
Bu haber 2019-02-08 20:08:53 eklenmiş ve 186 kez görüntülenmiştir.

 

Burak Oğuz, geçtiğimiz yerel seçimler de de aday adayı oldu. Ancak CHP’nin Urla için tercihi, bir hanımdı…  Sibel Uyar… Doğrusunu isterseniz, sürpriz bir isimdi ama söz konusu CHP’ydi ve CHP Urla için çok önemliydi.  Herkes Sibel Uyar’ın etrafında toplandı, kazanması için herkes elinden geleni yaptı… Sibel Uyar Urla’ya 5 yıl hizmet ettikten sonra, bayrağı Burak Oğuz’a teslim etti… Hem de Türkiye’ye örnek olan bir birlik gösterisiyle…

Urla farkını ortaya koymuştu… Burak Oğuz,  seçim çalışmalarına start verirken CHP tarafından yeniden görevlendirilmeyen Belediye Başkanı Uyar, meydandaydı… Burak Oğuz’un elini kaldırdı ve tüm gücüyle CHP’li adayın kazanması için çalışacağını söyledi. Sağanak yağmura rağmen meydanı dolduran Urlalıların elleri patlayıncaya kadar bu manzarayı alkışlamış olması, şüphesiz özlem duyulan bir görüntünün sergilenmiş olmasındandı.  

Sibel Uyar’ın gösterdiği siyasi olgunluk, kaliteli halef-selef ilişkisi, partilerin kitlelerle var olduğunu anlatan uzun bir makale gibiydi… Nitekim CHP’nin çiçeği burnunda adayı Burak Oğuz da çok duygulandığını anlatarak “Bu birliktelik hepimiz için bir örnek oldu. Makamlar kalıcı değildir. Kalıcı olan hizmetlerdir” dedi ve ekledi:

“Sibel Hanım bayrağı bana teslim ettiğini söyledi. Ben müsaadesiyle düzeltiyorum. Bayrağı hep birlikte taşımamız gerek. Öyle de yapacağız”

……………….

Bu güzel bir başlangıçtı. Ama başlangıçlar bir devamlılık gerektiriyor. Peki, Burak Oğuz belediye başkanı seçilirse neler yapacak? Süreç nasıl devam edecek?

Kafasında Mart ayında açıklayacağı çok önemli projeler olduğunu biliyoruz. Ama Burak Oğuz, en büyük projesinin “Halkla, urla yaşayanlarıyla iyi ilişkiler kurmak” olduğunun hep altını çiziyor.

Bakın neler diyor:

“Bir kenti geliştirmek için, proje hazırlamak elbette çok önemli.  Ama projelerin de alt yapısı olmalı. Ben bu alt yapıyı, hep sevgi, dostluk, inanmak ve saygı üzerine kurdum. Bir kere, bir ilçede, bir şehirde belediye başkanlığı yapıyorsanız, halk size inanmalı. İnanmak zorunda değil… Ama belediye başkanı bunu sağlamak zorunda.  Halk inanmalı ki; belediye başkanı bir şey yapıyorsa doğru yapıyor diyebilmeli. Bu tüm her şeyin alt yapısıdır”

 

GÖZ BOYAYAN PROJELER AMACIMIZ DEĞİL…

Burak Oğuz’a göre, projelerin amacı halkın konforunu artırmak, kentlerde yaşamı kolaylaştırmak, halkın sağlıklı yaşamasını sağlamak, ekonomiyi yükseltmek, gençlerin, çocukların iyi yetişmesi için yatırımlar yapmak olmalı. Bakın kafasındakileri nasıl anlatıyor:

“Seçimlerde uçuk projeler havada uçuşur. Hemen hiç biri de gerçekleşmez. Bir bakarsınız, başkan adaylarının broşürlerine inanılmaz projeler görürsünüz. Zannedersiniz ki bir anda Avrupa kentleri kalitesinde bir kente kavuşacağız. Zaman içinde broşürlerde yazan hiçbir ‘yapacağız, göreceksiniz’ in gerçekleşmediğine şahit olursunuz.  Bu kandırmaca dünyanın her tarafında oluyor! Bizim de projelerimiz var. Bu kentin sorunlarını çözecek düşüncelerimiz var. Arkadaşlarımızla yaptığımız önemli çalışmalar var. Baktığınız zaman, caddelerimizde sıkıntılar olduğunu görüyoruz. Caddelerimizin yetersiz kaldığını görüyoruz. Otopark sıkıntısı olduğunu görüyoruz. Çünkü Urla, çok ziyaretçi alan bir ilçe. Bunlar ihmalden kaynaklanmıyor, büyümeden kaynaklanıyor. Bu sorunları mantıklı planlamalarla çözmek gerekiyor. Urla geniş bir alana yayılmış, yerleşim alanlarının arasındaki büyük mesafeler herkesin araç kullanmasını gerektiriyor.  Örneğin kentin her tarafına çağdaş ulaşım sağlamak zorundayız. Otopark konusu gelecek yılları düşünerek çözülmeli. Yeni oluşturulacak caddeler,  yine bu mantıkla yapılmalı. Bunlar yapılırken kimse mağdur edilmemeli.  Bizim istediğimiz, herkesin fikrini söyleyerek yapılacak her işe katkı vermesidir. İşte bu nedenle hep aynı yere dönüp geliyoruz. İlişkiler iyi olmalı. Halkın güvenini kazanmalısınız. Yoksa kâğıt üzerinde kanallar açmak, sular yürütmek, içine kayıklar koymak, bir hayal kenti yaratmak çok kolay. Esas zor olan ve halkı ilgilendiren kısmı, sonrası. Yapabildin mi? diye sorarlar… İnsan cevap veremez”

 

İKTİDARLA YAKINLAŞMAK ÖNEMLİ Mİ?

Burak Oğuz, demokrasilerde, iktidar gücünün sadece iktidar partilerine yansıtıldığı konusunda karşı fikirler ortaya koyuyor. Bir iktidarın, kendi rozetini taşıyanlarla, taşımayanlar arasında ayrım yapmasının imkânsız olduğunu söylerken bakın neler diyor:

“Akıllı iktidarlar, kendi rozetlerini taşımayan ilçe belediyelerine, il belediyelerine farklı davranamaz. Kendi belediyelerine hizmeti yığ, diğerlerine elini uzatma gibi bir mantığı kabul etmiyorum. İstemesini bilen, ilişkilerini iyi kuran her belediye, hizmetini gerçekleştirecek imkânlar bulur. Bunun en güzel örneği, CHP’nin yönettiği Eskişehir’dir.  Eskişehir’i, halkı ile birlikte geliştiren gerçekten bir Avrupa kenti yapan Büyükerşen Hocamız CHP’li… Demek ki, azim, inanç, halkla el-ele olmak işe yarıyor. Aksini zaten düşünmüyoruz. Yani dediğim şu, kimse iktidar partisindeyiz, istediğimizi yaparız, kalkındırırız gibi haksız bir rekabetin içine girmesin.  Bu iş gönül işidir. Hizmet istemenin partisi olmaz. İsteyin, her şeyi yaparsınız. İktidar partisi vergi toplarken ‘Ben benden olmayanın parasını istemiyorum’ diyemediğine göre, hizmette de ayrıcalık yapamaz. Yaptırmayız”

 

SAHİLLERİMİZİ GELİŞTİRMEK

Urla bir deniz kenti… Peki deniz kenti olduğunu bizler hissedebiliyor muyuz? Deniz kenti olmak, sadece yaz aylarında denizin ayağımızın dibinde olması gibi bir şansın olması mı?

Burak Oğuz’a göre bu sorunun cevabı “hayır”

Oğuz, deniz kenti olmanın zorluklarına şöyle değiniyor:

“Deniz kenti olmak, denizi seyretme imkânı, denizin kenarında oturup kafa dinleme, yazın serinleme şansı demek değildir. Önce şunu söyleyeyim, deniz kentinin en birinci görevi, denizini sahillerini korumaktır. Sahilleri herkesin faydalanabileceği gibi düzenlemektir. Denizin kirlenmemesini sağlamaktır.  Balıkçılığı, denizciliği geliştirmek, ekonomiye değerli katkılar vermesini sağlamak önemli değilse, deniz kenti olmanızın bir faydası olmaz.  Denizle ilgili yapacağımız çok işler var. Urla-İzmir arasında deniz seferlerinin yapılmasını çok önemsemeliyiz.  Bunun yanı sıra ilçemizin ulaşım yükünün büyük bölümünü karşılayan taşıma kooperatiflerinin daha modern şartlarda çalışmasını sağlamalıyız. İzmir’in bu araçlara ulaşımını, bu araçların son duraklarından ilçenin her tarafına insanların gidebilmesini sağlamalıyız.  Her sahilimize insanların toplu taşım araçlarıyla gidebilmesini önemsiyoruz. Bu isteğimizin kargaşaya neden olmamasını da gerçekleştirmek zorundayız. Sahillerimizin üzerinde güzel, ucuz hizmet verecek tesislerin olması önemli.  Bu tesislerin hakkaniyetle ve özellikle gençlere işletilmesi önemli. Esnafımızın buralarda hizmet verebilmesi önemli… Denizin, sahillerin ilçe ekonomisine gençlerimize fayda sağlamasını çok önemsiyoruz. Gelecek yıllarda deniz şenlikleri niye yapmayalım?  Amatör balıkçılığı neden geliştirmeyelim? Gençlerin küçük teknelere sahip olmalarını neden sağlamayalım? Deniz konusunda yapacaklarımız çok.  Bu arada geçtiğimiz günler Kum Denizi civarını inceledik. Buranın acilen kurtarılması gerekiyor. Kum Denizi çekiliyor. Eğer müdahale etmezsek, birkaç yıl içinde yok olması söz konusu. Bu gün hudut sahillerin uhdesinde bulunan Karantina Adası, küçülüyor. Orada önemli tarihi eserler var, gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor. Anlayacağınız bu konu geniş ve uzun”

 

FESTİVALLER DEVAM EDER Mİ?

Urla’nın önemsenen birkaç festivali olduğunu biliyoruz. Peki, Burak Oğuz, festivallerin sürmesinden yana mı? İşte bu sorunun cevapları:

“Doğrusunu söylemek gerekirse, Sibel Başkanımız festivaller konusunda önemli işler yaptı. Enginar festivali bunların başını çekiyor. Sibel Hanım’ın yaptığı bu başlangıcı, geliştirerek, biraz daha modern dokunuşlarla tabii ki sürdürmeliyiz. Halkın bir şenliği, bir festivali sahiplenmesi, bu bağlamda kurulan birliktelikler çok önemli. Festivallerin ekonomiye katkılarını geliştirmeliyiz. Sadece insanları eğlendirmek değil, ekonomik, sosyal ve kültürel katkılarını artırmak zorundayız. Bağ bozumu şenlikleri, kukla festivalleri tabii ki devam etmeli. Sosyal kent yaşamının gevrekleri bunlar.”

 

TARIM ALANLARININ KORUNMASI

Burak Oğuz bütün bunları anlatırken, Urla’nın hem tarım, hem turizm, hem tarihi açıdan varlıklarına dikkat çekiyor. “Bu ilçeye sadece tarım kenti diyemezsiniz. Sadece turizm kenti de diyemezsiniz. Buranın özelliği, hepsinin bir arada olması. Bu yüzden yerel yönetimlerin çok planlı çalışması gerekiyor. Öte yandan kaplıca konularında jeolojik çalışmalar gerektiren bir yer.  Burada esas iş, var olanı korumak, koruyarak gelişmektir. Tarım alanlarını elbette çok iyi korumalıyız. Ama yaşadığımız çağın gereklerini de yerine getirmek zorundayız. Konut sorunu hat safhada. İşyeri bulmakta güçlük çekiliyor. Bunları da çözmek zorundayız. Gönül ister ki; bütün bunları yaparken kentin tarihi dokusuna uygun standartlar getirelim. Tarımı küçük fabrikalarla, işletmelerle geliştirelim. Müzelerimiz olsun, denizimize turistler gelsin, ekonomiyi yükseltelim. Bunların hepsi olacak. Amacımız Urla’yı, Urla halkını refah içinde yaşatmaksa ki öyle, planlamalarımızı büyük hesaplarla yapacağız.”

 

GÜLERYÜZLÜ BELEDİYE

Burak Oğuz, “Güler yüzlü belediye” cümlesini çok tekrarlıyor.  Bunun açılımı nedir işte soruyoruz ve cevaplarını alıyoruz. Şöyle diyor:

“İnsanların belediyeye geldiklerinde sinirlenmelerini istemiyorum. Ellerinde kâğıtlarla aşağı yukarı koşturmasını istemiyorum. Belediye başkanına ulaşamıyoruz yakınmalarını istemiyorum. Her arkadaşımın belediye başkanı gibi çalışmasını istiyorum. Örneğin, halkla ilişkiler birimimizi 24 saat açık tutmayı planlıyoruz. Halkla ilişkiler, belediye başkanının arkasından koşturup, fotoğraf çekmek değil.  Halkın sorunlarını dinlemek, sıkıntılarında yanında olmak, belediyedeki işlerini kısacık sürelerde halletmek, ikramlarda bulunmak, kısacası onların mutlu olmasını sağlamak ana hedefimiz. 24 saat bir belediye yetkilisine ulaşılması önemli. İnsanlar zor anlarında yanında güven duyacakları birilerini isterler. Bu birimi bu anlayışla çalıştırmayı planlıyoruz.  Halkla ilişkiler birimine ayrıca dışarıda insanları dinleme, sorunlarını not edip çözüm bulmak için girişimde bulunmak gibi bir misyon yükleyeceğiz. Belediye başkanı ile koordineli çalışacak bu birimin halkımızı çok rahatlatacağını düşünüyorum. Amacımız, insanlarımızı mutlu etmekse bunları yapacağız. Nöbetçi yardım ekiplerimiz olacak. Evini su basan, anahtarını kaybeden, annesi hastalanan, ilaca ihtiyacı olduğu halde imkânları olmayan, dışarıya çıkamayan, aklınıza ne sorun gelirse insanların imdadına koşacak bir birim düşünün.  Belediyede işini halletmeye geleni ağırlayacak, elinden kâğıtlarını alıp, vatandaş otururken evrak işlerini yapacak bir ekip…  Her işin hızla bittiği bir belediye. Bu örnek bir çalışma olacak.”

Ve tabii, Mart ayında açıklanacak genel projeleri var Oğuz’un… “Hepsi de bu ilçenin kalkınmasına, insanların huzurlu, rahat yaşamasına katkıda bulunacak projeler” diyor… Ve ekliyor:

“Ama yapılamayacak hiçbir proje, seçim vaatlerimizde yer almayacak”


ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Politika haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Pencere Haberin Yeni Tasarımını Beğendiniz mi?
Hayır
Evet
 Pencere Haber | Gündeme Açılan Pencere
© Copyright 2014 Pencere Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Toprak Yapım Web Hizmetler alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA